İçeriğe geç

Aynı hususu Peygamber Efendimiz’i sevme mevzuunda da düşünebilirsiniz: Meselâ, bir insan, lihye-i şerifin tek teline canını feda edebileceğini söylüyor, Peygamberimizin mübarek sakalından bize hatıra kalan mukaddes emaneti bazı gecelerde bohçasından çıkarıp öpüyor ve mûy-i nebevîyi yüzüne gözüne sürüyorsa fakat, diğer taraftan, Allah Resûlü’nün sünnetleri ayaklar altında çiğnendiği halde rahatsızlık duymuyor, O’nun adını dünyaya duyurma mevzuunda bir gayret göstermiyor ve dinin i’lâsı hususunda aşk u şevkten mahrum yaşıyorsa, sevgi ve hürmet adına yaptıkları, bir kısım şeklî şeylerden ibaret kalır. O hürmet ve muhabbet tavırlarının bir kıymet ifade etmesi, insanın muhabbet-i nebevîyi gönlünde bir kor hâline getirmesine, onunla yüreğini yakıp kavurmasına, kalbinde sürekli Sevgili’den bahsetme duygusunu coşturmasına ve fırsat bulunca da, lihye-i şerifi öpmek suretiyle içindeki yangına bir miktar su serpmesine bağlıdır. Ancak Sultan Ahmet –cennetmekan– gibi Efendimiz’in kadem-i mübarekinin izini alnında bir sorguç olarak taşıyan aşıklardır ki, onların hürmet ve muhabbet adına ortaya koydukları davranışlar çok kıymetlidir ve çok mânâlar ifade eder.

108