İçeriğe geç

Evet, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bu din, kendisini bilmeyen, hâl ve dilinden anlamayan insanlar arasında neş’et etti. Bir gün gelecek, ilk ortaya çıktığı anki garipliğine tekrar dönecek ve bir kere daha gurbet yaşayacak. Müjdeler olsun gariplere!.” buyurmuş; sonra da “Onlar, bozguncuların yakıp yıktıklarını yapıp ıslah etmekle uğraşan kimselerdir.”2 diyerek garipleri tavsif etmiştir. Dinin kaynağı Kur’ân’dır. Din derin bir gurbet daha yaşayacaksa, demek ki, Kur’ân da o gurbetten nasibini alacaktır. İşte, dini değerlerin horlandığı, halkın bütünüyle fesada koştuğu, kalabalıkların anarşiye ve nihilizme yürüdüğü o gün, bir zümre de himmetlerini tamamıyla ıslaha teksif edecek, yıkılan değerleri tekrar asıl kaideleri üzerinde yükseltmeye koşacaklardır. Efendimiz’in diliyle kendilerine müjdeler çekilen kutlular işte o muslihlerdir. Aslında, o gün Kur’ân garip olduğu gibi ondan istifade etmeyen insanların da elim bir gurbet yaşamaları söz konusudur. O hidayet kaynağına sırt dönenler de gariptir; zira, şu vahşetzârda, şu gurbethanede insanın gurbetinin giderilmesi ancak Kur’ân-ı Kerim’in rehberliği ve refakatiyle, onun enis olmasıyla mümkündür.

109