İçeriğe geç

Evet, o seviyede bir okuma ve dinleme temrin yapa yapa zamanla bizim için de hâsıl olabilir. Hele biz ibadetlerimizde kendimizi tamamen o işe verelim, kalbimizi ortaya koymaya çalışalım; Cenâb-ı Hak bir süre sonra bize de lütfedecektir onu. مَنْ طَلَبَ وَجَدَّ وَجَدَ“Bir şeyi gönülden isteyen ve onu gerçekleştirme hususunda ciddi davranan, samimi gayret gösteren kimse er geç o arzusuna ulaşır.” hakikati bizim için de tecellî edecektir. Samimi isteyip ciddi arayıp da bulamayan yoktur. Fakat, bu mevzuda ısrar etmek lazımdır. Hangimiz diyebiliriz ki; “Ben üç-dört sene boyunca, Kur’ân-ı Kerim’i tilavet ederken, Rabbim’in huzurunda bulunduğum şuuruyla, ağzımdan çıkan her kelimeye parola sordum. Şuur kapıma uğramadan, benden vize almadan hiçbir kelime çıkmadı dudaklarımdan. Ne اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ, ne رَبِّ الْعَالَمِينَ ne مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ve ne de إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ demedim önce içimde duymadan. Söylediklerimin hepsini şuurumun mührüyle söyledim, dudaklarımdan dökülen kelimelerin tamamı gerçekten bilinen ve anlaşılan birer kelime olarak ortaya çıktı. Ve ben üç-dört sene hep böyle davrandım ama yine de Kur’ân’ı kendi fâikiyetiyle okuma ve dinleme ufku bana açılmadı.” Zannediyorum hiçbirimiz, öylesine samimi isteyip ardında ciddi durduğumuz halde o ufka ulaşamadığımızı iddia edemeyiz; zira, Kur’ân-ı Kerim, her devirde samimi ve ciddi olarak teveccüh edenlere mutlaka kapılarını açmış, gizli hazinelerini onlarla paylaşmıştır. O kapıların bizim için de açılması mümkün ve muhtemeldir. Elverir ki biz, o ufkun talipleri olalım; sonra da ciddi bir cehd u gayretle bu isteğimizin gerçekleşmesi için üzerimize düşenleri yerine getirelim.

118