İçeriğe geç

Evet, ilk dönem itibarıyla farz mesabesinde kabul edilen hicret Mekke’den Medine’ye göç şeklinde gerçekleşmiş ve bitmişse de, niyet ve Allah yolunda cehd yönüyle o kıyamete kadar devam edecektir. Mukaddes göç, insanlığın İslâm dinine eşedd-i ihtiyaç ile muhtaç olduğu şu dönemde eski devirlere nispeten daha da önemlidir. Bugün medenîleşmeyi ve Medîneleşmeyi bekleyen o günkü Yesrib yoktur ama, her yere Medine’nin boyasını çalma ve bedeviliklerle kirlenmiş şehirleri Medîneleştirme vazifesi vardır.. Efendimiz’in huzuruna çıkarken, “Köyünün izdüşümü Medineleri arkamızda bırakıp, senin Medine’ne koştuk!” diyebilmek için bugün de hicrete ve hicret beldelerine ihtiyaç vardır.

O’nun Sesini Duyurmak İçin Gidin!..

Özellikle 90’lı yıllarda yurtdışında kaldığım yerlerde Allah Resûlü’nü çok garip hissetmiştim. “Buralarda çok az anılıyorsun yâ Resûlallah, herhalde çok gurbet yaşıyorsun!” demiştim. O’nun ruhâniyetinden özür dileyerek, “Davud’un sesi Seninkinden yüksek çıkıyor. Süleyman’ın sesi Senin sesinden daha çok duyuluyor. Her yandan Musa’nın sesi, İsa’nın sadâsı geliyor. O ses ve sadâlara da ruhlarımız kurban. Ama Yâ Resûlallah, en gür ve yüksek sadâ Senin sesin olmalı değil miydi? Sporda başarılı olamamış bir takımın bayrağının birkaç adım aşağıya çekilmesi gibi nam-ı celilinin aşağıya çekildiğini görüyorum ve âdeta içim parçalanıyor.” demiştim. Ümmetinden birisi olarak Efendimiz’e karşı derin bir mahcubiyet duymuş, çok utanmıştım. Utanmıştım zira, O’nu biz duyuramamış, yüksekte olması gerekeni biz omuzumuza alıp yükseltememiştik.

196