Sonra وَلَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ“Göz açıp kapama ölçüsünde bile olsa beni nefsimle baş başa bırakma.”11 sözü gelmektedir. Bazıları buna وَلَا أَقَلَّ مِنْ ذٰلِكَ“Göz kapamadan daha az bir süre için bile beni benimle baş başa bırakma.” ifadesini eklemiş; bazıları da bir tavzih için ya bir bedel ya da bir atf-ı beyan ziyadesiyle وَ لَا إِلَى أَحَدٍ مِنْ عِبَادِكَ“Nefsimle baş başa bırakmadığın gibi, başka bir kimseyle de baş başa bırakma!” demişlerdir. Yani, “Bana senden başka biriyle kurtulacağım hissini verme. Öyle bir şirke atma beni. Başkasına güvenip dayanma duygusu hâsıl etme gönlümde. Sadece Sana dayanayım, yalnız Sana güveneyim. Senden istiânede, istiğâsede bulunayım. Bir tek Senin maiyyetini isteyeyim, onun içine hiçbir şey karıştırmayayım.” talebini seslendirmişlerdir.
Demek ki insan bazen yürüdüğü düz bir zeminde bile hiç farkına varmadan ayağı bir yere takılıp kapaklanabilir. Düşmenin hiç farkına varılmaz. Şimdiye kadar devrilmez gibi görünen nice çınarlar yıkılıp gitmiştir. En güçlü insanlar dahi devrilmişlerdir. Allah (celle celâluhu) bizleri muhafaza buyursun.
Teslimiyet ve Hürriyet
Dipnotlar
- 11 Ebû Dâvûd, edeb 101; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/42.