İçeriğe geç

İşte bu noktada mürşid konumunda bulunan şahsın basiret ve firaseti çok önem arz eder. Bir şahıs vardır; pişmanlık içinde tevbeler tevbesi deyip yaptığı yanlıştan çıkış yolları aramaktadır. Bir de yanlış davranışlarına şeytanî bahaneler bulup, sürekli kendini aldatarak, günah ve mâsiyette ısrar eden insanlar vardır. İşte tavır alınacak insanlar bunlardır. Bu hassasiyet isteyen bir konu olduğundan, eğer mesele insafa emanet edilmezse, vicdanın kadirşinas ölçüleri içinde meseleye bakılmazsa, birine karşı yapacağınız muameleyi diğerine, ötekine yapacağınız muameleyi de berikine yapabilirsiniz. Bu şekilde davranınca da hak yerini bulmayacağından, nezd-i ulûhiyette mesul olursunuz. Bu sebeple, muhatabın durumuna göre her şey yerli yerince yapılmalı ve hangi davranışa karşı nasıl bir tavır alınacağı daha baştan iyi hesaplanmalıdır.

Küfre Denk Günahlar

Bir de sorunuzda ifade ettiğiniz nifak gibi; karanlık odaklara elemanlık yapma, muhbirlik kılıfı altında iftira ve tezvirde bulunma gibi, bir hareketin heyet-i umumiyesine zarar verecek tavır ve davranışlar vardır ki, bunlar küfre denk günahlardır. Bu tür günahların affolması için fertlerin haklarını helâl etmeleri yetmez. Zira bunlar hukuk-u ammeden sayıldığı için, bunlara hakkullah taalluk eder. Diyelim ki bir tâli’siz, milletimiz ve devletimize ait bir vazifeyi kendi hesabına değerlendirerek maddî bir ücret karşılığında yurt dışında birilerine haber ulaştırmakta, casusluk yapmaktadır. İşte bu, öyle bir dalâlettir ki, bunun adı –hafizanallah– nifak ötesi bir fenalıktır. Rabbim hiç kimseyi böyle bir duruma düşürmesin.

226