İçeriğe geç

Hazreti Cüleybib, daha sonra katıldığı bir savaşta şehit oluyor. Herkes kendi şehidini arıyor. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanındakilere: “Hiç kaybınız var mı?” diye soruyor. “Hayır.” cevabını alınca: “Ama ben Cüleybib’i kaybettim!” buyuruyor. Ashab-ı kiram onu bulduklarında öldürmüş olduğu yedi kişinin yanında şehit edilmiş olduğunu görüyorlar. Resûl-i Ekrem Efendimiz gidip onun başucunda duruyor, Cüleybib’i kolları arasına alıyor ve: “BuBendendir, Ben de ondanım.” buyuruyor.3

Siyerden naklettiğimiz bu tablo, bir mürşidin bu türlü durumlarda nasıl davranması gerektiğine dair çarpıcı bir örnektir. Görüldüğü üzere o zat yanlış bir adım atma durumundayken akla-mantığa hitap eden bir nasihatle hemen ondan vazgeçmiş, gerisin geriye dönmüş ve hakka teslim olmuştur. Daha sonra Cenâb-ı Hak bir hamlede onu evc-i kemalât-ı insaniyeye çıkarmış ve o hâliyle huzuruna almıştır. Dolayısıyla tökezleme, düşme, sürçme vetiresinde bulunan bir insana yapılması gereken öncelikle budur.

Fakat bir insan, dinin açıkça haram dediği bir meseleyi hafife alıyor, önemsiz görüyor ve o mevzuda ikaz edildiği hâlde aynı şeyleri yapmayı sürdürüyorsa, o zaman durum farklılık arz eder. Meselenin ciddiyetini ortaya koyma adına, gerektiğinde bu tür insanlara karşı belli bir mesafe koymak gerekebilir. Bu da münkerattan nehiy mevzuuna giren hususlardan biridir.

224