Konuyla ilgili bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ،فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْفبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْيَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِوَذٰلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ“Sizden kim bir münker görürse, onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse irşad ve ikazda bulunsun. Buna da gücüyetmezse kalbiyle ona tavır alsın. Bu sonuncusu imanın en zayıfmertebesidir.”4 Bir münkere karşı alınacak ilk tavır onu elle men etmektir. Bir insan çoluk çocuğunu, kendi yakınlarını kötülüklerden koruma adına hukukun kendine verdiği hak ve müsaade ölçüsünde bazı müeyyideler uygulayabilir. Fakat böyle bir imkânı yoksa, gördüğü münkeri eliyle düzeltemeyecekse, o zaman emr-i bi’l-mâruf ve nehy-i ani’l-münker yapıp irşad ve ikazda bulunabilir. Şayet buna da imkân yoksa, konjonktür buna bile müsaade etmiyorsa, o zaman yapılacak şey, yapılan o kötülüklere karşı kalbî bir tavır içinde bulunmaktır. Bir mânâda, temerrüt edip yanlış yolda yürümeye devam eden o kişiyle arasına mesafe koyabilir, ona karşı tavır alabilir. Esasında ısrarla günah irtikâp eden şahsa karşı alınan bu tavır, yine onu kurtarmaya, ona yardımcı olmaya matuftur, öyle olması gerekir.
Dipnotlar
- 4 Müslim, îmân 78; Tirmizî, fiten 11; Ebû Dâvûd, salât 239.