İçeriğe geç

İşte bunun gibi, fenalık ve günahlar da birer levsiyat bataklığıdır. Kardeşlik ve vefa ise levsiyat bataklığına düşmüş bir şahsa el uzatmayı, kurtarma adına ne yapılması gerekiyorsa onu yapmayı gerektirir. Zira temiz ve nezih bir daire içinde bulunsa da, –hafizanallah– insan günah deryasına yelken açabilir, eli-ayağı, dili-dudağı günah işleyebilir. Meselâ birisi gözlerini haramdan sakınmaz, Allah’ın yasak ettiği manzaralara çok rahat bakabilir. O, Cenâb-ı Hakk’ın: قُلْلِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ“Mü’min erkeklere gözlerini haramdan sakınmalarını, ırzlarını da korumalarını söyle.”1 beyan-ı şerifini hiç kâle almaz. Hatta şahıs, meseleyi harama bakma, haram dinleme, haram konuşmadan daha ileriye götürüp bohemliklere açılabilir. Başka birisi ise diliyle günah işlemeye alışmıştır. İnsanları ayıplar, hafife alır, gıybet eder. Böyle bir insan levsiyat bataklığına düşmüş demektir. Meseleyi bu kadarla bırakmayan, ehl-i imana kötülük yapmayı planlayan, onların ayaklarını kaydırmak isteyen, kıskançlık ve hasetle iftirada bulunan insanlar da çıkabilir. İşte bütün bu durumlarda evvelâ, usûlüne göre, o şahsın elinden tutulmalı ve ona nasihat yolları aranmalıdır.

Bir İffet Âbidesi: Hazreti Cüleybib

222