İçeriğe geç

Şimdi Kur’ân-ı Kerim, sahabe-i kiram efendilerimiz gibi seçkin bir topluluğu bu şekilde ikaz buyuruyorsa, o zaman bizim, yaşadığımız her falso ve fiyasko karşısında kendimizi sorgulamamız ve “olanlar bizim yüzümüzden oluyor” diyerek nefsimizle hesaplaşmamız gerekmez mi? Meselâ, bizi çekemeyen ve senelerdir aleyhimizde yazıp çizen insanlar var. Böyle bir durum karşısında bizim: “E ne yapalım, Allah onları öyle bir tabiatta yaratmış. Zaten biz ne yapsak bu adamları memnun edemeyecektik!” şeklinde düşünmemiz doğru değildir. Böyle diyeceğimize şu şekilde düşünmemiz Kur’ân aklîliği ve Kur’ân mantıkîliğine daha muvafık düşer, zannediyorum: “Acaba biz, bu insanların, insanî duygu ve düşüncelerini harekete geçirebilmek ve böylece onlarla belli bir çizgide uzlaşabilmek için alternatif bütün yolları değerlendirebildik mi? Acaba bu insanlara karşı bir üslûp hatamız oldu mu? Bir bilgeye giderek, bu durum karşısında onun düşünce ve tekliflerini aldık mı?”

İkaz ve İrşad Karşısında Tepki

18