İçeriğe geç

Haddizatında memurlara düşen amirlerine saygı göstermek olduğu gibi, büyüklere düşen de onlara karşı şefkatle muamelede bulunmak ve yapmalarını istedikleri şeyleri bilfiil yapmak suretiyle onlara yol göstermektir. Bu durumu ifade sadedinde Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) لَيْسَ مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوقِّرْ كَبِيرَنَا“Küçüklerimize merhamet, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”5 buyuruyor. Görüldüğü üzere Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) küçüklerimize şefkat etmeyen, onları bağrına basmayan, kucaklamayan, sıyanet etmeyen, gerektiği ölçüde üzerlerine eğilmeyen; büyüklerimize karşı da saygılı ve hürmetle dopdolu olmayan kimseler için, “bizden değildir” buyurmak suretiyle böyleleri hakkında oldukça ağır bir ifade kullanmış ve böylece bu meselenin ehemmiyetine dikkat çekmiştir.

Burada hâşiye düşülmesi gereken bir husus vardır: Büyüğe karşı saygılı olmak, onun dediklerini yerine getirmek, gösterdiği şeyleri yapmak esasen küçüğün yani idare edilenin bir vazifesidir. Bununla birlikte büyüğe düşen de ondan hürmet beklememektir. Ona düşen; emri altındakilerin şefkat, merhamet ve mülâyemetle üzerlerine eğilmek, onların derdini paylaşmak, hatta onlar inlerken onlarla birlikte inlemektir. Bir mektepteki müdürden alın da, bir rehbere kadar, bir kazadaki kaymakamdan bir vilâyetteki valiye, hatta bir devleti idare eden insana kadar idareci konumunda bulunan bir kişinin, sorumluluğu altındaki insanlardan dertli birisini gördüğü zaman, derdini paylaşacak ölçüde, mesul olduğu insanların içinde olması lâzımdır.

14