İnsanlığın İftihar Tablosu’nun arkasında yerlerini alan en güzide cemaat Mekke’yi fethediyor ve o fetihle gönülleri şahlanıyor. Ardından Huneyn’e yöneliyorlar ancak orada ilk başta muvakkat bir hezimete uğruyorlar.7 Kur’ân-ı Kerim, Mekke’yi fetheden bu başarılı ordunun maruz kaldığı hâli şu ifadelerle anlatır: لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ فِي مَوَاطِنَكَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْتُغْنِ عَنْكُمْ شَيْئًا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُالْأََرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِرِينَ“Şurası bir gerçek ki, Allah size pekçok yerde ve bu arada Huneyn gününde de yardım etti. O gün, sayıca çokluğunuz içinizde kendinizi beğenme hissi hâsıl etmişti. Ama bu size hiçbir fayda vermemişti. Olanca genişliğine rağmen, dünyabaşınıza dar gelmişti. Sonra da yüz geri olup gerisin geriyeçekilmeye durdunuz.”8 Bizim için ashab-ı kiramı sorgulamak bir saygısızlık ve terbiyesizliktir. Ancak burada bir hakikate dikkatleri çekmek için böyle bir hususu kendimizce ifade etme mecburiyetinde kaldık. Evet, oturuşları kalkışları, yemeleri içmeleri, kısaca yaptıkları her şey Allah’ın marziyatına muvafık düşen o seçkin insanların kalbine, yaptıklarından dolayı azıcık bir beğenme duygusu gelince, içlerinde hâsıl olan böyle bir duygudan dolayı geçici bir hezimet yaşadılar. Ardından da, Allah Resûlü’nün (aleyhissalâtü vesselâm) arkasına sığınmak suretiyle o hezimeti yeniden zafere çevirdiler.9 Çünkü O Rehber-i Küll, Mükteda-yı Ekmel Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kalbine asla böyle bir duygunun girmesine müsaade etmemişti.
Dipnotlar
- 7 Bkz.: Buhârî, cihâd 52, 61, 97, 167, meğâzî 54; Müslim, cihâd 78-80.
- 8 Tevbe sûresi, 9/25.
- 9 Bkz.: et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 7/298; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 2/151-149.