İçeriğe geç

Meselâ, idareci, rehber, öğretmen konumunda bulunan bir insanın omuzları üzerinde, okumada farklı yöntemler geliştirme, farklı terkip ve tahlillere ulaşma, konuları daha renkli ve daha farklı formatlarla sunma ve böylece kalb ve zihinleri aydınlatma gibi önemli bir vazife bulunuyorken, bütün bunları bırakıp dünyevî bir kısım emeller peşinde koşması; koşup kalb ve zihin dağınıklığına düşmesi ne ölçüde doğrudur; sizlerin iz’an, insaf ve vicdanlarınıza havale ediyorum. Bu açıdan, Allah bazılarını bu istikamete sevk etmişse, o tâli’liler, artık hedefe kilitli bir hâlde, başka hiçbir arayışa girmeden, sağa-sola bakmadan, herhangi bir inhiraf yaşamadan yollarına devam etmesini bilmelidirler. Eğer onlar bu mevzuda hedef ve gayelerinden sapmaz, safvet ve samimiyet içinde sa’y u gayretlerini devam ettirirlerse, Cenâb-ı Hak da onlara ekstra lütuflarda bulunur ve onlara çok önemli hizmetler, o hizmetlerde çok önemli muvaffakiyetler nasip eder. Zira unutulmamalıdır ki, Allah’ın bidayette lütfettiği kabiliyet ve istidatlar, ne kaderi ne de Cenâb-ı Hakk’ın atâsını bağlayıcıdır. Cenâb-ı Hakk’ın kaderinin yanında kazası, yani onun infaz edilmesi ve aynı zamanda o infazı önleyecek bir de atâsı vardır. Buna ekstradan veya fevkaladeden lütuf diyebilirsiniz. Meselâ sizin hakkınızda bir camide müezzinlik veya vaizlik yapacağınıza dair bir takdir vardır. Siz bu imkân ve fırsatı değerlendirir, söylediğiniz her şeyi kalbinizin sesi olarak söyler, duygularınızı, kalbinize bir mızrap vuruyor gibi seslendirir, dilinizden dökülen her kelimenin gönlünüzün sesi olmasına dikkat edersiniz. Allah’ı duyurma, O’nun gönüllerde iz bırakması ve heyecan uyarması mevzuunda ölesiye bir gayret sarf edersiniz. Kendinizi anlatmaz, kendiniz adına milletin takdirlerinden bir şey kotarmaya uğraşmazsınız. Kürsüye çıkmadan evvel; “Allahım ne olur, bahtına düştüm. Senin rızana muhalif bir şey söyleyeceksem beni burada konuşturma. Dilim dolaşsın, mahcup bir şekilde ineyim aşağı ama Senin rızana muhalif bir söz ağzımdan çıkmasın!” diyecek kadar samimi ve yiğitçe davranırsınız. İşte siz söyleyeceklerinizi hep bu şekilde ihlâs ve samimiyet içinde söylerseniz, Cenâb-ı Hak da ekstra istidatlar bahşedip mevcut kabiliyetinizin çok üstünde size muvaffakiyetler ihsan eder. İsterseniz Alvar İmamı’nın şu ifadelerine bir de bu açıdan bakabilirsiniz:

253