İçeriğe geç

İşte Nebiler Serveri başta olmak üzere, bütün enbiyâ-i izâmın asliyet planındaki vazifeleri hep irşad ve tebliğ olmuştur. Bunun dışında kalan her şey bir yönüyle onlar için tâlî bir meseledir. Bu müstesna kametler, bütün bir insanlığa rehber, beşeriyete imam olmaları hasebiyle dünya ile iştigal gibi görünen bir kısım iş ve vazifeler de yapmışlardır. Meselâ Hazreti Davud ve Süleyman (alâ nebiyyinâ ve aleyhimesselâm) gibi peygamberlerin ve belki onlardan sonra gelen evlatlarının hükümdarlık gibi bir konumları da olmuştur. Fakat onların bu tür vazifeleri, aslî vazifeleri olan peygamberliklerinin yanında hep tâlî derecede kalmıştır. Onlar hem masum hem de masundurlar. Dolayısıyla hükümdarlık gibi insanın başını döndürüp bakışını bulandıracak bir konumda dahi Allah, onları inayetiyle teyit ve sıyanet buyurmuştur. Cenâb-ı Hak, onlara yaptıkları işlerde hata işletmemiş ve peygamberlik misyonuna halel getirecek bir duruma asla düşürmemiştir. Hâsılı, ilk peygamberden Hatemü’l-Enbiyâ Efendimiz’e kadar gelen bu hakikî mürşidlerin, başka bir ifadeyle bu irşad âbidelerinin asliyet planındaki vazifeleri hep Cenâb-ı Hakk’ın mesajını insanlığa duyurmak olmuştur. Zahiren irşad ve tebliğ vazifesinin dışında gibi görünen bazı hâlleri ise, biraz önce ifade ettiğimiz gibi, muhataplarına göstermeleri gerekli olan rehberliğin hakkını vermeye matuftur. Öyle ki, onların izdivaç ve ailevî münasebetlerinin arka planında bile mesajlarını insanlığa duyurma maksadı vardır.

Yol ve Yön Değiştirmeyen İrade Kahramanları

249