İçeriğe geç

Bununla birlikte Cenâb-ı Hakk’ın yüce mesajını insanlığa duyurmak için, hususî olarak seçip tavzif buyurduğu, öyle bir misyona memur kıldığı seçkin kulları da vardır. Bunların başında enbiyâ-i izâm efendilerimiz (alâ nebiyyinâ ve aleyhimüssalâtü vetteslîmât), daha sonra da asfiya-i kirâm hazeratı gelir. Bunlar tekvinî ve teşriî emirleri çok derince duyan, engin bir ufukla değerlendirme kabiliyeti bulunan, her şeye mahrutî ve bütüncül bir nazarla bakabilen hususî donanımlı insanlardır. Öyle ki bizim sebep ve sonuca bakarak arayıp bulabileceğimiz münasebetleri onlar halk ifadesiyle “şipşak” tespit ediverirler. Bu, onlara bahşedilmiş hususî bir lütuf, hususî bir ufuktur. Meselâ, Efendiler Efendisi’nin (aleyhissalâtü vesselâm) hayat-ı seniyyelerine atf-ı nazar edip, O’nun eşsiz fetanetiyle çözüme kavuşturduğu problemlere baktığımızda, söylediğimiz bu hususu açık ve net bir şekilde görebiliriz. Değişik vesilelerle arz ettiğim gibi, karamsar bir feylesof olan Schopenhauer bile Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hakkında, “İnsanlığın üst üste problemler yaşadığı böyle bir dönemde insanlık, yağdan kıl çeker gibi problemleri çözen Hazreti Muhammed’e ne kadar muhtaçtır.” demektedir. Evet, İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhi ekmelüttehâyâ) ilâhî mesajın aydınlatıcı tayfları altında, fetanet-i uzmasıyla, dehaların değişik alternatiflere başvurmak suretiyle çözüm bulmaya çalıştıkları; bulamayıp çaresizlik ve acziyet içerisinde düşünüp durdukları problemleri, –onlar düşünedursunlar– hemen çözüvermiştir. Öyle ki, O Şanı Yüce Nebi’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) huzuruna getirilip de çözümsüz kalmış tek bir mesele gösterilemez. Evet, O; ferdî, ailevî, içtimaî, dünyevî, uhrevî, iman, amel ve muamelatla alâkalı bütün problemleri hususî donanım ve eşsiz fetanetiyle bir hamlede çözüme kavuşturmuştur. Asıl konumuz olmadığından, mevzuyla alâkalı müşahhas misal ve delilleri ilgili yerlere havale edip geçmek istiyorum.

248