İçeriğe geç

Mefhum karışıklığına düşülmemesi için şunu da ifade edeyim ki, cedel ve mücadele kelimeleri aynı kökten gelseler de, umumiyet itibarıyla ifade ettikleri mânâ farklıdır. Cedeli, Arapça’daki “mirâ” kelimesiyle ifade edilen ve hakikatin ortaya çıkıp tebellür etmesi için değil de, yanlış da olsa kendi anlayışını, fikir sûretindeki heva u hevesini ne yapıp edip karşı tarafa kabul ettirme cehd ve gayreti şeklinde anlayabiliriz. Mücadeleyi ise, müspet-menfî bir netice için çalışıp didinme, cehd ve gayret gösterme, münakaşa ve münazarada bulunma… gibi daha umumi mânâda kullanırız. Meselâ, Kur’ân-ı Kerim’de; وَجَادِلْهُمْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ“Onlarla en güzel bir yollamücadelede bulun.”4 buyruluyor ki müspet mânâdaki mücadeleye bir misal olarak zikredilebilir. Evet, hakkı ikame, adaleti tesis adına ortaya konan cehd ve gayretler; alkışlanacak, takdirle yâd edilecek ve nezd-i ulûhiyette kıymeti haiz bulunan mücadele şekilleridir. Cedel ise, akıl ve mantık oyunlarıyla başkalarını aldatma; aldatıp tongaya düşürme mânâsında mücadelenin güzel olmayan şeklidir.

240