Bugünkü serkârların yaptıklarının, inanın bundan pek bir farkı yok. Asırlarca İslâm’a bayraktarlık yapmış, insanlığa mühim şeyler sunmuş, devletler muvazenesinde önemli bir denge unsuru olmuş mübarek bir ülkeyi enkaz yığınına çevirdiler. Fakat meydana getirdikleri tahribatı hatırlattığınızda, hâlâ Akıllı Mehmet gibi cevap veriyor ve bir problemin olmadığını söyleyip duruyorlar. Tarih olup biten bütün bu hâdiseleri ironik şekilde yazacak, okuyanlar bir taraftan ağlarken bir taraftan da gülmekten kendilerini alamayacak.
Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytanlar
Yukarıda Yezit’in Âl-i Beyt’e reva gördüğü mezalimden bahsetmiştik. Fakat Hz. Hüseyin’i çağıran ve ona sahip çıkacağını vadedenleri de unutmamak gerekir. Onlara şu soruları yöneltelim: Madem onları davet ettiniz, niçin onlara sahip çıkmadınız? Kılıçtan geçirilirlerken niçin imdatlarına koşmadınız? Neden onları yalnızlığa terk ettiniz? Yezit, zulümde zirveleşmiş, Allah’ın cezası bir insandı. Fakat sizin yaptığınıza da Yezitlik denmez mi? Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ciğerparesine kıyılırken bunu uzaktan nasıl seyredebildiniz? Gerekeni yapmadığınız hâlde onun şehadeti üzerine utanmadan nasıl ağıtlar yakabildiniz?
Maalesef bu noktada da günümüzde değişen bir şey yok. Birileri bir zulüm, bir haksızlık irtikâp ediyor, diğerleri de bu haksızlık karşısında dilsiz şeytan kesilerek bu zulme ortak oluyor. Haydi, zalimler kendi karakterlerinin gereğini yapıyor. Fakat yapılan bunca zulmü gördüğü, bildiği hâlde ses çıkarmayan ve hatta farklı yollarla buna destek olanlara ne demeli! Ben onların durumuna, bizzat zulmü yapanlardan daha çok şaşırıyorum. Bunca mezalimi tiyatro seyreder gibi seyreden bu zavallılara acıyorum.