Nazarları hep başkalarının üzerinde olan, sürekli “öteki”nin eksik ve gedikleriyle uğraşanlar, aslında acınacak durumdadır. Zift kuyusuna düşmüş, üstü başı kir pas içinde ve belki de âkıbeti Cehennem’deki zift kazanları olan zavallılara acınmaz mı? İnsanlığını kaybetmemiş her kişiye düşen şey, bu gibi insanlara acımaktır. “Batsın, bitsin, yerin dibine geçsin…” mülâhazaları mü’mince bir tavır değildir. Bize, “Allah ıslah etsin, gözlerini açıp zift içinde bulunduklarını kendilerine göstersin, arınma yollarına hidayet eylesin!” demek düşer. Yoksa birileri sürekli çevrelerini suçlarken, onlara olmadık hakaretler ederken, sövüp sayarken berikiler de mukabele-i bi’l-misil kaide-i zalimanesine başvurur, yani aynısıyla karşılık verir ve karşı saldırıya geçerse memleket savaş meydanına döner.
Yezitleşen Zalimler
Maalesef günümüzde bütünüyle kin ve haset duygularına yenik düşmüş bir kesim, olup biten her olumsuzluğu başkalarına fatura ediyor, meydana gelen bütün suçları, günah keçisi ilan ettiği bir camiaya yüklüyor, sürekli onların gıybetini yapmak suretiyle yamyamlar gibi insan eti yiyor, akla hayale gelmeyecek yalan ve iftiralarla onları karalıyor. Yalan, iftira, gıybet, karalama, intikam onların huyu, âdeti hâline gelmiş.