İçeriğe geç

Bir taraftan İslâm’ın yasakladığı pek çok günahı hiç çekinmeden işleyecek, diğer taraftan İslâm’ı ikame iddiasında bulunacaksınız; olacak şey değil! Bu nadanların İslâm’dan da, içinde yaşadıkları dünyadan da haberleri yok. Ne Kur’ân ve Sünnet’in ruhuna vâkıflar ne de içtimaî coğrafyanın şartlarına. Buna rağmen kocaman kocaman lafları da ağızlarından düşürmüyorlar. Öyle iddialarda bulunuyorlar ki, bunları ne Hz. Ebû Bekir dillendirmiştir ne de Hz. Ömer. Boylarını aşkın sözler ediyor, sonra da o sözlerin altında kalıyor, presleniyorlar. İnsan, cehaletin ve aymazlığın bu kadarına da “pes” diyor. Neticede olan, milletimize oluyor, Müslümanlara oluyor. Problemler sarmalı her geçen gün daha da büyüyor ve işin içinden çıkılmaz bir hâl alıyor.

Akıllı Mehmet’in hikâyesi, onların bu durumunu çok güzel resmeder. Akıllı Mehmet diye biri varmış. Büyük bir uçurumdan aşağı inmek için plân yapılırken ortaya bir fikir atmış. Uzun patikalarda dolaşmadan, onları kestirme bir yolla hızlıca aşağı indirebileceğini söylemiş. Buna göre birisi kayalara yapışacak, bir diğeri ona, öbürü ona. Derken aşağıya kadar bir sütun oluşturacaklar ve kalanlar da onlara tutuna tutuna ineceklermiş. Fakat en yukarıdakinin elleri yükü taşıyamaz hâle gelince hepsi birden aşağı yuvarlanmışlar. Kırk kişiden otuz dokuzu ölmüş, birinin de kolu kanadı kırılmış. Çevreden olayı görenler Akıllı Mehmet’in yanına koşmuş, ne olduğunu sormuşlar. Verdiği cevap şuymuş: “Sormayın, az daha bir sakatlık çıkaracaktık.”

236