İçeriğe geç

Aklı hevâsına teslim, gözleri “eyyâmullah”a kapalı ve bakışlarında inhiraf bulunanların istibsarı söz konusu olamayacağı gibi, böylelerinin teyakkuzu da bahis mevzuu değildir. Şayet teyakkuz, görme, gözetme; görüldüğünün ve gözetildiğinin farkında olmak ise bu, teyakkuz erinin sürekli istibsar yolunda bulunmasına ve hayatını da her zaman hukukullahı görüp gözetmeye, ayrıca Hak tarafından da görülüp gözetildiğine bağlamasına vâbestedir. Gözlerini ağyâr rüsûmundan, gönlünü de yabancı hatıralardan sıyanet edemeyen uyanık sayılmaz ve böyle birinin hangi mertebede olursa olsun güvende olduğu da söylenemez. Aslında güven, güven telaşı içinde ömürlerini geçirenlere Hakk’ın hususî bir atıyyesidir; dolayısıyla da kendini mutlak güvende sayanların emniyeti söz konusu değildir. Göz ve gönlün yakazası, Hakk’ın her an, her hâlimize nigehbân bulunması şuuruyla, his, idrak, irade ve kalblerimizle O’na tahsis-i nazar ederek ömrümüzü hep O’nun huzurunda bulunma âdâbıyla sürdürmektir.

Nazmu’l-Makamât sahibi bu mülâhazayı şöyle resmeder:

تَوَجَّهْ إِلَـى الذَّاتِ الْعَلِيَّةِ دَائِمًا……بِـغَـايَـةِ فَقْرٍ وَابْتِهَالٍ تَـذَلُّلَا
إِلٰى أَنْ غَدَا هٰـذَا التَّوَجُّهُ لَازِمًا……لِقَلْبِـكَ لَـوْ تَنْف۪يهِ لَـنْ يَتَزَيَّلَا
وَهٰذَا يُسَمّٰى بِالْحُضُورِ لِعُرْفِهِمْ……وَهٰذَا هُوَ الْمَقْصُودُ مِـنْ ذِكْرِهِ الْعُلَا

“Her zaman Yüceler Yücesi O Zât’a tezellül göstererek iki büklüm ol; ol ve fevkalâde bir fakr u ibtihalle O’na yönel!. Hem öyle bir yönel ki, bir gün sen o teveccühten vazgeçsen bile, kalbin kat’iyen sarsılmamalı ve yerinde kalakalmalıdır. İşte, hakikat erlerinin kendi aralarında huzur dedikleri de budur.. ve o Yüce Zât’ı zikirden maksat da bu olsa gerek.”

231