“Nebi güneş, veli de ‘Benim Allah’la öyle bir anım vardır ki’4 mülâhazasıyla serfiraz olan o güneşe karşı ay gibidir. Veli ancak [Eğer siz O’nu seviyorsanız]’dan [Allah da sizi sever] halvethânesine yol bulur.”
Evet, ay, güneşten nurunu aldığı gibi, veli de ancak, nebiye uymak suretiyle tenevvür eder.. eder ve Hak ziyasını aksettiren bir mir’ât-ı mücellâ olur. Bir mânâda bu mülâhaza enbiyâ için de söz konusudur; bu itibarla da O Sultan-ı enbiyâdır.
“İnsanlığın İftihar Tablosu, bir fazilet güneşi, onlar da yıldızlar gibidirler ki, insanlara ışıklarını ancak her yanın karanlığa gömüldüğü durumlarda izhar ederler. (Aslında) Peygamberân-ı izâm’ın gösterdiği her mucize, Peygamber aleyhissalatü vesselâmın nurunun onlara ittisali sebebiyledir.” Ruhun şâd olsun Bûsîrî..
Veli kelimesi, ya fail mânâsına gelir; o takdirde, günahlara karşı tavır alan ve ibadet ü taata karşı da dişini sıkıp sabreden; yahut mef’ûl mânâsına hamledilir ki, o zaman da, Cenâb-ı Hakk’ın inayet, riayet ve hıfzına mazhar olmuş tali’li demektir ki; bu izah, bir kudsî hadiste ortaya konan, Allah’la kul arasındaki zımnî mukavele ile tam uyum arz eder. Üzerinde pek çok durulan bu kudsî hadisin metnini teberrüken kaydetmek istiyorum:
Dipnotlar
- 4 el-Kelâbâzî, Bahru’l-fevâid s.208, 335; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-hasene s.565.