İçeriğe geç
زِ(إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ) يَابَد اُو رَاه……بَـخَلوَتـخَانَــهءِ (يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ)

“Nebi güneş, veli de ‘Benim Allah’la öyle bir anım vardır ki’4 mülâhazasıyla serfiraz olan o güneşe karşı ay gibidir. Veli ancak [Eğer siz O’nu seviyorsanız]’dan [Allah da sizi sever] halvethânesine yol bulur.”

Evet, ay, güneşten nurunu aldığı gibi, veli de ancak, nebiye uymak suretiyle tenevvür eder.. eder ve Hak ziyasını aksettiren bir mir’ât-ı mücellâ olur. Bir mânâda bu mülâhaza enbiyâ için de söz konusudur; bu itibarla da O Sultan-ı enbiyâdır.

فَإِنَّهُ شَمْسُ فَضْلٍ هُـمْ كَوَاكِبُهَا……يُظْهِرْنَ أَنْوَارَهَا لِلنَّاسِ فِي الظُّلَمِ
وَكُلُّ اٰيٍ أَتَى الرُّسُـلُ الْكِرَامُ بِهَا……فَـإِنَّمَـا اتَّصَلَتْ مِنْ نُورِه۪ بِهِمِ

“İnsanlığın İftihar Tablosu, bir fazilet güneşi, onlar da yıldızlar gibidirler ki, insanlara ışıklarını ancak her yanın karanlığa gömüldüğü durumlarda izhar ederler. (Aslında) Peygamberân-ı izâm’ın gösterdiği her mucize, Peygamber aleyhissalatü vesselâmın nurunun onlara ittisali sebebiyledir.” Ruhun şâd olsun Bûsîrî..

Veli kelimesi, ya fail mânâsına gelir; o takdirde, günahlara karşı tavır alan ve ibadet ü taata karşı da dişini sıkıp sabreden; yahut mef’ûl mânâsına hamledilir ki, o zaman da, Cenâb-ı Hakk’ın inayet, riayet ve hıfzına mazhar olmuş tali’li demektir ki; bu izah, bir kudsî hadiste ortaya konan, Allah’la kul arasındaki zımnî mukavele ile tam uyum arz eder. Üzerinde pek çok durulan bu kudsî hadisin metnini teberrüken kaydetmek istiyorum:

52