İçeriğe geç
چُون تُـو دِيدِي پَرتَوِي آن آفِتَـاب……تُـو نَـمَاندِي بَـاز شُد آبِي بَآب
قَطرَه بُودِي گُـم شُـدِي دَر بَحرِ رَاز……مِي نَيَـابِـي زَمَـان اِين قَطرَه بَاز
گَرچِه گُم گَشتَن نَه كَارِ هَركَس اَست……دَرفَنَا گُم گَشتَگَان چُون مَن بَس اَست

“Vaktâ ki sen, o güneşin ziyasını gördün (Sübühât-ı Vech’in nurlarıyla yanıp kül oldun) artık sen kalmadın. Katre deryanın (dalgalarına) karıştı ve sen bir katre idin; şimdi ise sır denizinde kayboldun. Artık o katreyi (bir daha da) bulamazsın. Gerçi gaib olmak herkesin kârı değildir; ama benim gibi fenâ bulanlar da az değildir.”

Safâ-i ittisali, hulûl ve ittihadı işmam edecek bir üslûpla anlatanlar, kendi zevk ve hâllerini anlatıyorlarsa, bunlar yorum ve seslendirme iltibası içindedirler; derhâl Mişkât-ı Muhammediye’ye sığınarak iltibaslarını düzeltmelidirler. Yok, böyle zevkî ve hâlî bir hususu bir düşünce sistemi ve felsefe olarak benimsemişlerse, dalâlet içindedirler ve 3مَا أَنَا عَلَيْهِ وَأَصْحَاب۪ي kal’a-yı kudsiyesine girecekleri ana kadar da bâğî sayılırlar.

اَللّٰهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اتِّبَاعَهُ، وَأَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلًا وَارْزُقْنَا اجْتِنَابَهُ..
اَللّٰهُمَّ عَفْوَكَ وَعَافِيَتَكَ وَرِضَاكَ.. اَللّٰهُمَّ إِلٰى مَا تُحِبُّ وَتَرْضٰى، وَصَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِشْكَاةِ الْهِدَايَةِ وَوَس۪يلَةِ السَّعَادَةِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ أَجْمَع۪ينَ.
88