3. Düşünce ve davranışlarımızda, peygamberâne bir azim ve idrakle قُلْ هٰذِه۪ سَب۪يل۪ۤي أَدْعُۤو إِلَى اللّٰهِ عَلٰى بَص۪يرَةٍ أَنَاۨ وَمَنِ اتَّبَعَن۪ي“De ki: İşte benim yolum; basîret üzere Allah’a davet ediyorum.. ben de, bana tâbi olanlar da…”6 gerçeğini ruhlarımızda duyup her şeyi Fetanet-i Âzam’ın vesayetinde basîretle planlayıp icra etmek bu hikmet telakkilerinin birer televvünü sayılabilir.
Büyük ölçüde hikmetin kaynağı vahiy ve ilhamdır. Bu açıdan da, peygamberlerin ve derecesine göre diğer mürşidlerin, metâları hikmet birer hakîm olduklarını söylemek yerinde bir tespit olsa gerek. Zira bu zatlar, kendilerine sığınan gönül ve ruh hastalarını “tıbb-ı ruhanî” ile tedavi eder ve ellerinden geldiğince onların kalbî hayatlarını “ahlâk-ı rezile” virüslerinden temiz tutmaya çalışırlar.
Bu itibarla da, onların hareket sahaları ve meşguliyet alanlarını da göz önünde bulundurarak, aşağıdaki önemli meselelerin tahlili içinde işaret nev’inden bir kere daha “hikmet” demek istiyoruz:
1. Hikmet; bir düşünce, tasavvur ve davranış bütünlüğüdür. Evet düşüncede isabet, ifadede gereklilik ve ölçü, sonra da o çizgide hareket tam bir hikmet televvünüdür..
2. İlimde yakîn, amelde sağlamlık ve itkan hikmete bir diğer yaklaşım.. buna ilmin amel ile ve sanat ruhunun itkanla beslenmesi de diyebiliriz.
3. Dinin gaye ve maksatlarını kavrayıp, onu ferden temsil etmenin yanında, topyekün hayata hayat kılma düşünce ve cehdi de hikmetin bir başka çizgisi.
4. Varlığın özü ve iç yüzündeki gerçeği, her nesneye ait ayrı ayrı hususiyetleri ve bu hususiyetler arasındaki münasebetleri, Yaratıcı tarafından hedeflenen gayeleri idrak ve şuur da hikmetin ayrı bir buudu..
Dipnotlar
- 6 Yûsuf sûresi, 12/108.