“Allah hikmeti dilediğine verir; kime de hikmet verilirse, ona bol bol hayır verilmiş demektir.”1 âyetiyle işaret eder.
2. Peygamberlik ve esrar-ı risalet ki, bu mânâ, hadisçilerce Sünnet’e hamledilmiştir ve وَاٰتٰيهُ اللّٰهُ الْمُلْكَ وَالْحِكْمَةَ“Allah Davud’a (aleyhisselâm) saltanat ve hikmet verdi.”2 veya وَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ“And olsun biz Lokman’a hikmet verdik.”3 gibi âyetler bu gerçeği ihtar eder.
3. Nazarî ve amelî hikmet mânâlarını da ihtiva eden bir câmiiyetle hayırhahlıktır ki, أُدْعُ إِلٰى سَب۪يلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ“İnsanları Rabbin yoluna hikmet ve mev’ize-i hasene ile davet et!..”4 mealindeki âyetler de bu anlamdaki hikmeti hatırlatır.
Hikmeti, yerli yerince davranma ve her şeyi yerli yerince kullanma şeklinde yorumlayanlar da olmuştur. Mutedil ve müstakim olma mânâlarına da gelen bu son tespiti şu şekilde biraz daha açmak mümkündür:
1. İfrat ve tefrite girmeden her şeyin hakkını verip itidali korumak.. sorumluluklarımızı şer’î çerçeve içinde anlamak ve yerine getirmek.. esbap dairesi içinde kaldığımız sürece sebeplere riayette kusur etmemek.. iyiliklerde dahi olsa aşırılığa girmeyip dinin, her şart altında yaşanılırlığı düşüncesini korumak.. ve hayatı Sünnet programlı yaşamaya çalışmak..
2. Hakk’ın takdirlerini kendi tercihlerimiz önünde düşünmek ve O’nun şer’î ve kevnî her türlü icraatını gönül rızasıyla karşılayıp, ömürlerimizi أَسْلِمْ تَسْلَمْ“Teslim ol, selâmeti bul!”5 çizgisinde sürdürerek “her işte hikmeti vardır, abes fiil işlemez Allah” mülâhazasını bir lahza bile hatırdan çıkarmamak..
Dipnotlar
- 1 Bakara sûresi, 2/269.
- 2 Bakara sûresi, 2/251.
- 3 Lokman sûresi, 31/12.
- 4 Nahl sûresi, 16/125.
- 5 Buhârî, bed’ü’l-vahy 6, cihad 102, tefsîru sûre (3) 4; Müslim, cihad 74.