Fıtrat kanunları ile çatışmama, basiret ve firaseti esas alarak tebliğ ve irşad yolunda yürüme ve o işte istihdam edilecek şahısları bilip tanımanın çok önemli hususlar olduğunu hatırlatmıştım. Bu mevzuda bize en güzel örnek de yine Allah Resûlü’dür. O’nun nübüvvetine delil olan hususlardan biri –ki mevzuumuzla da yakından alâkalıdır– her insanı, o insanın istidadına uygun bir hizmette kullanmasıdır. Bu da O’nun, insanları tanımadaki firaset ve fetanetinin alâmetidir. Kime ne vazife vermişse, o hususta hiç geriye adım atmamıştır. Bütün hayatı boyunca gösterdiği bu isabet, O’nun risaletinin en önemli şahitlerindendir. Meselâ Hassan b. Sabit’i (radıyallâhu anh), kâfirlere karşı söz düellosunda kullanmıştır.10 Hassan, her mısrasını zehirli bir ok gibi fırlatmış ve karşısındaki insanları her defasında mat etmiştir. O aynı Hassan b. Sabit, harp meydanında kullanılsaydı ve orada ona kumandanlık verilseydi, belki mısraların kavgasında bunca başarılı olan bu sahabi, kılıçların kavgasında hezimete sebebiyet verebilirdi.
O’nun irşad için gönderdikleri ise Mus’ab b. Umeyr, Muaz b. Cebel, Hz. Ali (radıyallâhu anhüm) ve benzeri sahabilerdi. Onlar da gittikleri her yerde irşad adına baş döndüren bir muvaffakiyet sergiliyorlardı. Ama aynı iş Halid’e verilseydi, ihtimal Halid bu işi o ölçüde temsil edemeyebilirdi. Çünkü o, harp meydanlarında aslanların ödünü koparmak için yaratılmıştı. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de onu hep öyle yerlerde istihdam buyurmuşlardı.
Dipnotlar
- 10 Buhârî, bed’ü’l-halk 6, meğâzî 30, edeb 91; Müslim, fezâilü’s-sahabe 153.