İçeriğe geç

Bir zamanlar çevirilen bilim kurgu türü bir filmde, üç-dört bilim adamı, mikroskobik ölçülerde bir gemiye, yine mikroskobik ölçülerde küçültülmüş insanları bindiriyor ve bir insanın damarlarının içine salıp, beyindeki bir tahribatı izaleye çalışıyorlardı. “Şeytan insanın damarlarında kanla birlikte dolaşır.”11 hadisini akla getiren böyle bir düşüncenin, şimdilerde sanki tatbik sahasına konmak üzere olduğunu öğreniyoruz. Tüplerde insan yetiştirme ve spermlere belli dairede müdahale etme gayretiyle insanoğlu, damarların içine girmek, damardaki tıkanıklıkları açmak, dışarıdan talimatla bedende her türlü ameliyatı gerçekleştirmek için -meselâ bugünlerde Japonya’da olduğu gibi- milimetrenin milyonda biri kadar büyüklükte bir cihaz geliştirmeyi plânlamaktadır. Böylesi cihazlarla ileride belki de beyne ve spermlere varıncaya kadar insan vücuduna yapılacak müdahaleler, “Canlı meydana getirdim; kablolarla insan var ettim.” türünden sözlerle insanı önü alınmaz bir tuğyana sevkedip belki kıyametin kopmasına sebep olacaktır.

Şimdi, böylesi cihazlar için de ‘dabbetü’l-arz’ denilirse, “Olamaz.” diye karşı çıkılabilir mi? Hem, biri kalkıp, şarktan zuhur eden komünizm, en büyük ‘dabbetü’l-arz’dır derse, cevabımız ne olacaktır?

O hâlde, Kur’ân’ın son derece şümullü ve îcazlı bir şekilde isimlendirip, fonksiyonundan bir parça söz ettiği ve mahiyetini açıklamadığı bir varlığı “Şudur.” diye kestirip atmak, son derece yanlış ve aceleden verilmiş bir hüküm değil de ya nedir..?

Bugün yapılan yanlışlar, yalnızca ‘dabbe’yle sınırlı kalmıyor. Bir ilim adamı çıkıyor, ilim adına mârifet yapıyorum diye “Cüzzamlıdan aslandan kaçar gibi kaçın.”12 hadisine, “Cüzzamın mikrobu tıpkı aslana benzemektedir. Bugün mikroskopla ortaya çıkan bu gerçeği Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) 14 asır önce görmüş.” diye yorumda bulunuyor. Hâlbuki, o mikrop hiç de aslana benzememektedir.

136