Kadir Gecesi’nin geceler içinde ayrı bir yeri olduğu gibi;4 Bedir Savaşı’nın İslâm tarihinde, Bedir Ashabı’nın sahabe arasında ve Bedir’e iştirak eden meleklerin de bütün melekler arasında hususî bir yeri vardır.5 O kadar ki, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Mekke’nin fethine hazırlanırken, Hâtıb İbn Ebî Beltaa, fetih hazırlığını Mekke’de Kureyş’in ileri gelenlerine bildirmeye teşebbüs eder. Bir kadınla onlara mektup gönderir. Ama Allah, Efendimiz’i bundan haberdar eder. O da gidip mektubu getirmeleri için Hazreti Ali, Hazreti Zübeyir, Hazreti Mikdad’ı gönderir. Derken mektup getirilir. Mektup Hâtıb İbn Ebî Beltaa’dandır. Hâtıb İbn Ebî Beltaa’nın yaptığı, normal ölçülere göre nifak sayılır. Bu yüzden, Hazreti Ömer (radıyallâhu anh), “Yâ Resûlallah, bırak şu münafığın kellesini alayım!” der; ama Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Ne biliyorsun? Belki Cenâb-ı Allah, Bedir Harbi’ne katılmış bulunanlara savaş günü bakıp ‘Siz istediğinizi yapınız, Ben sizi affetmişimdir. Cennet size vacip olmuş, siz de Cennet’e girmeye hak kazanmışsınız.’ buyurmuştur.”6 diye cevap verir…
İşte ilâhî kıstaslarla Bedir ve Bedir Ashabı budur! Kadir Gecesi, semavî tâkların kurulduğu, sultanların gelip geçtiği ve meleklerin kutladığı gecedir. Bu gecede melekler ceste ceste inerler. Kadir sûresinde bu iniş anlatılırken, zorluk ifade eden bir fiil sigası (kip) kullanılır: تَنَزَّلُ yani o kadar çok melek, o kadar ciddî bir arzu ile iner ki, hep birlikte bir turnikeden geçiyorlarmış gibi bir sıkışıklık ve zorluk yaşanır. Ve bu iniş şafak atıncaya kadar devam eder.7
Dipnotlar
- 4 Bkz.: Kadir sûresi, 97/1-5.
- 5 Bkz.: Buhârî, meğâzî 11; İbn Mâce, mukaddime 11; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/465.
- 6 Buhârî, cihâd 141, meğâzî 46, tefsîru sûre (60) 1, isti’zân 23; Müslim, fezâilü’s-sahâbe 161.
- 7 Kadir sûresi, 97/1-5.