İçeriğe geç

Belki ayrı bir husus ama yeri geldiği için söyleyeceğim: âyetlere, sair nasslarla çatışmadığı müddetçe bütün bu mânâları yüklemede de mahzur yoktur. Zira bazen sebeb-i nüzûl, meselelere ışık tutması bakımından çok önemlidir. Ama onu kapalı bir fanus içine koyup muhtemel mânâlara karşı kilitlerseniz, âyeti dondurmuş olursunuz. Meselâ, bu çizgide, yukarıdaki âyetle, namazlarda ön safı tutma meselesini irtibatlandırabilirsiniz. Yani “Namazlara önce gelmeyip ilk safa geçmemek suretiyle kendinizi helâk etmeyin.” Kaldı ki, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Erkek saflarının en hayırlısı ön saf, en şerlisi de arka saftır.”21 buyurmaktadır. Yalnız buradaki helâk, lügat mânâsı itibarıyla değil de, sevap kazanma açısındandır. Küfür veya nifak bahis mevzuu değildir.

Ekoloji

Avrupa’da kendilerine “Yeşiller” adı veren çevreci bir grup ortaya çıktı. Siyasî parti kurmanın yanı sıra, değişik ad ve unvanlarla organize olarak, bu konuda çalışmalar başlattılar. Hatta bu çalışmalar vesilesiyle, dünyanın kaderine hâkim güçler ile temasa geçip onlarla bütünleştiler.

Bize gelince; bizde Müslümanları bu işe uyarmak bir hayli zor. Bu konuda 5-6 yıllık gayretimiz içinde ciddî bir mesafe alındığı söylenemez. Okullar, yurtlar seviyesinde sahip çıkma olmadı bu işe. Zaten devletin de bu işi ciddî anlamda sahiplendiği söylenemez. Yanan ormanları yeniden ikame için kaç defa müracaat ettiğimiz hâlde, pek çoğunda müspet cevap alamadık.

Evet, çevreye sahip çıkmak, ekolojik dengeyi korumak ve kollamak Müslümanın aslî görevleri arasındadır. İnşâallah, başta arkadaşlarımız bu hakikate uyanır, sonra da bunu dinî, millî, vatanî bir görev telâkki ederek, etraflarına anlatarak yemyeşil ve dengeli bir dünya kurmayı başarırlar.

“Küçük Dünyam”

219