Geçenlerde bir arkadaş, Avrupa hatıratından bahsederken, bir kadının evine hırsız girip eşyalarını çalmasına tepki olarak “Ah onu elime bir geçirsem, iki elini birden keserim!” dediğini anlattı.
Bu hâdise bana şu hususları çağrıştırdı: İslâm’da hırsıza verilen “el kesme” cezasının çok ağır şartlara bağlandığı fıkıh kitaplarında uzun uzadıya anlatılmaktadır. Öyle ki, 23 yıllık Asr-ı Saadet içinde el kesme vak’ası sadece bir-iki tanedir.18 Düşünce itibarıyla “İki elini keserim!” deme seviyesine yükselmiş insanlara İslâm’da hırsızlığa verilen cezanın tarihî, fıkhî, içtimaî, psikolojik buudları anlatılabilse, zannediyorum onlar İslâm’ı bir kere daha gözden geçirme ihtiyacı duyacaklardır. Ne var ki, bizim dünyamızda, akademik seviyede bunların ele alınıp anlatıldığı kitaplar yok denecek kadar azdır.
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı
Böyle bir vakıf, Türkiye’deki kalemşörlerin, isim yapmış müelliflerin bir kısım fasl-ı müşterekler etrafında bir araya getirilmesi amacıyla oluşturulmuştur. Yapılan toplantılarda bu amaca matuf olarak liberalinden, bir dönemde komünizm vadilerinde insanımıza kurtuluş vesilesi arayan samimî, fakat bir yanlışı başına külah gibi geçirmiş olanlara varıncaya kadar hemen her kesimden insanlar davet edilmiştir.
Bu insanlar, yapılan davetler neticesinde samimî ifadelerini dile getirip, şu âna kadar yapılan diyalog çağrılarının en anlamlısının bu vakfın yaptığı çağrılar olduğunu açıklamışlardır. Bu kuruluşun üyeleri aynı arayış adına bugün de çalışmalarını devam ettirmektedirler. Çeşitli konumdaki insanlar ziyaret edilmekte, bu düşünceye katkıları sağlanmaktadır. Şimdiye kadar bu çağrıya sadece bir-iki insanın hüsnükabul göstermediği düşünülecek olursa, bir bakıma maksat hâsıl olmuş demektir.
Dipnotlar
- 18 Bkz.: Buhârî, enbiyâ 54, fezâilü ashâb 18, hudûd 20; Müslim, hudûd 8.