Malikî mezhebine göre, yeraltı madenleri umumîdir ve milletin ortak malıdır, devlet tarafından işletilir. Hâlbuki diğer üç mezhebe göre bunları özel kuruluşlar da işletebilir. Teşkilatını kendisi kurar ve devlete belli ölçüde hisse verir, geri kalan da o madeni işletenin olur.8
Yeraltı zenginlikleri sadece günümüzde adı bilinen madenler değildir. İleride kim bilir nerede ve nasıl madenler çıkarılıp insanlığın hizmetine sunulacaktır. Ayrıca fıkıh kitaplarında, çeşitli kazılarla elde edilen kıymetli eşya ve hazinelere ait hükümler de ele alınıp incelenmiştir.
Görüldüğü gibi, İslâm’ın meşru kabul ettiği gelir kaynaklarından yeraltı zenginlikleri uçsuz bucaksız bir yekün teşkil etmektedir. Önemli olan bunlara sahip çıkıp akıllıca kullanmaktır.
c. Ticaret
Ticareti teşvik eden yüzlerce hadis-i şerif vardır:
“Başkasını aldatmayan sadık tüccar, ahirette nebiler, salihler ve şehitlerle beraber haşrolur.”9
“Dürüst tüccar, hiçbir gölgenin olmadığı o günde Arş’ın gölgesinde haşrolacaktır.”10
“Rızkın onda dokuzu ticarettedir.”11
Bu kabîl hadislerin daha nicelerini sıralamak mümkündür.
Görüldüğü gibi İslâm, mü’minleri açıktan açığa ticarete teşvik etmektedir. Bu itibarla da İslâmiyet’in bir bütün olarak yaşandığı devirlerde ticaret en verimli bir vasıta olarak kullanılmış ve o dönemde dünya piyasa ve pazarlarına büyük ölçüde Müslümanlar hâkim olmuşlardır.
Daha Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) devrinde Müslümanlar Medine pazarına yerleşmiş ve o güne kadar pazar ve piyasada hâkim olan yabancıları bu pazardan söküp atmış, ticareti bütün bütün ellerine geçirmişlerdir.
Malumdur ki, Efendimiz Medine’yi şereflendirmeden önce Kureyza, Kaynuka ve Nadır çarşıları bütünüyle başkalarının elindeydi. Altın ve gümüş piyasasını da onlar ellerinde tutuyorlardı. Sarraflık işine de yine onlar hâkimdi. Hatta Medine’nin en büyük ticaret adamları onların arasından çıkıyordu.
Dipnotlar
- 8 Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve edilletuhû 4/2909-2912.
- 9 Münâvî, Feyzu’l-kadir 3/278.
- 10 Münâvî, Feyzu’l-kadir 3/278.
- 11 Münâvî, Feyzu’l-kadir 3/244.