İçeriğe geç

Günlerinin geçmesi için çeşitli vesileler ararlar. Yumuşak döşekler üzerinde, sıcacık yataklarında çok defa ellerinde içki, ağızlarında sigara hep parti parti kumar masalarında ömür tüketir dururlar.

Hâlbuki ömür her hâlükârda tükenmektedir. Bu sebeple asıl yapılması gereken, onu en verimli şekilde değerlendirerek bereketlendirmek ve bir mânâda ona derinlik kazandırmaktır. Ne var ki, onların yaşantılarındaki terslik düşüncelerine de aksettiğinden böyle fasit bir daire içine girmişlerdir. Bunlar hayatlarından kat’iyen zevk alamazlar. Hep bir tatminsizlik içinde sarhoş gibi yaşarlar. Tabiî, nasıl yaşarlarsa öyle öleceklerdir ve nasıl ölürlerse öyle dirileceklerdir. Kur’ân ifadesiyle onlar, dünyada şeytan çarpmış gibi yaşadıklarından ahirette de öyle haşrolacaklardır.

Bir de onlar, nasıl kullandıkları ifadeyi çarpıtıp tersine bir teşbih yaptılar; öyle de, ahirette tersleri dönmüş olarak yerlerinden kalkar ve yalpa yapa yapa haşir meydanına sürüklenirler. Zira onlar, dünyada faizi esas alıp alışverişi ona benzetmişlerdir. Hâlbuki, yanlış dahi olsa, bu benzetmeyi hiç olmazsa düzgün yapmaları gerekirdi. Yani, en azından, faizi alışverişe benzetmeleri lâzım gelirdi. Ama şeytan çarpmış insandan doğru dürüst bir ifade nasıl sâdır olabilirdi ki!

Cenâb-ı Hak, iman ehlini uyarır ve onlara faizden vazgeçmelerini tembih eder. Eğer bu emre uyup da faizden vazgeçmezlerse, bu davranışın Allah’a karşı küstahça bir davranış sayılan O’na harp ilan etmek mânâsına geleceğini ifade buyurur:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Eğer inanıyorsanız, faizden alacak olduklarınızdan vazgeçin. Böyle yapmazsanız, bunun Allah’a ve Peygamberi’ne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş, haksızlığa da uğramamış olursunuz.”40

294