İçeriğe geç

Din Allah yolu, küfür ise şeytan yoludur. Bundan dolayıdır ki, iman-küfür mücadelesi Âdem (aleyhisselâm) zamanından günümüze kadar hep devam edegelmiştir; insanlığı birbirinin kurdu hâline getiren de bâtılın bu uzlaşmaz tavrıdır.

Din, insanları birbirine bağlar ve onları sadece bir olan Allah karşısında secde ettirir. Onların birbirine kul-köle olmasına asla müsaade etmez.

Küfür içinde ise zulüm, zayıfı ezme, ölçü ve intizam tanımama vardır. Maddeyi tek ölçü kabul eden felsefe, bunun en başta gelen teşvikçisi, hatta bazen müsebbibi olmuştur. Bu yüzden felsefî sistemlerde gerçek bir adaletten ve düzenden bahsetmek de mümkün değildir.

Küfür kıyamete kadar devam edecek ama karşısında da daima imanı bulacaktır. Onun içindir ki, inanan gönüller asla mücadele gücünü kaybetmemelidirler. Zira her türlü muvaffakiyetin ilk şartı, iman ve ruhlardaki mücadele gücüdür.

Gönlünü inançla donatıp, dimağını yüksek düşüncelerin meşcereliği hâline getiren kimseler, hayatın her dönemecinde ayrı bir huzur, ayrı bir hazza ererek kendilerini âdeta Cennet bahçelerinde hissederler. Böyle bir iman ve mücadele gücünden mahrum gönüller ise, en küçük zorluklar karşısında sarsılıp ümitsizliğe düşmeye ve cesaretlerini yitirip devre dışı kalmaya mahkûmdurlar.

10. Ümit ve İradeden Mahrum Kalmak

Tarihteki bütün aksiyon insanları mücadele ruhuna ve ümit gücüne sahip kimseler arasından çıkmıştır. İman ise, bu hususun en temel ve en önemli esasıdır. Hakikî mânâsıyla imana dayanmayan bir mücadelenin, yapma adına her şeyi nasıl tahrip ettiğini/edeceğini ifade etmeye gerek yok zannederim.

23