İçeriğe geç

Bu defa da o (radıyallâhu anh): “Ben ne kötü bir valiyim ki güzel taraflarını kendime ayırıp kemiklerini insanlara bırakıyorum! Hayır, götürün, bunu fakirlere dağıtın!” deyiverdi. Daha sonra da her günkü kuru ekmeği ile zeytinyağı getirilerek önüne kondu.15

İşte, içtimaî tekâfül ve dayanışmanın, inanmış gönüllerde oturaklaştığını gösteren yüzlerce örnekten sadece tek bir misal!..

7. Mukaddesata Saygı Din Sayesinde Olur

İslâm’ın içtimaî yapısında korunması gereken şu beş esas çok önemlidir ve bunlar evrensel hukukun temel prensiplerini teşkil ederler: Din, nefis (can), nesil, mal ve akıl.

İslâm’da içtimaî yapı, bu beş esasın korunması üzerine bina edilmiş gibidir. Bunlar hem ferdin hem de cemiyetin birer sigortası hükmündedirler. Bir devlet ve milletin istikbal vaad etmesi bu beş esasın hayata hayat olmasıyla çok alâkalıdır.

Aslında insanoğlu, var olduğu günden bu yana gerçek huzuru hep dinin sıcak atmosferinde bulmuş ve ancak din sayesinde mutlu olabilmiştir. Dinin olmadığı bir yerde yüksek ahlâk ve faziletten bahsetmek mümkün olmadığı gibi, mutluluktan söz etmek de oldukça zordur. Zira ahlâk ve faziletin kaynağı vicdandır. Vicdana hükmedecek yegâne unsur da, Allah’la irtibatın bir unvanı olan din ve hayata hayat olması dediğimiz diyanettir.

Din, güzel huylar adına açılmış en feyizli, en bereketli bir mekteptir. Bu yüce mektebin talebeleri de, yediden yetmişe bütün insanlardır. Bu mektebe intisap eden herkes böyle bir intisapla er-geç huzura, emniyete ve itminana erer. Dışarıda kalanlar ise, özleri dahil, zamanla her şeylerini kaybetmeye mahkûmdurlar.

20