İçeriğe geç

1. İman, şahısların hissiyat ve anlayışlarına göre çeşitlilik ve renklilik arz etmez. Onun tek rengi vardır, o da إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْإِسْلَامُ “Allah nezdinde din İslâm’dır.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/19) âyetinde ifadesini bulur. Başka düşüncelerin ürünü olarak din diye ortaya sürülen hiçbir sistem, İslâm’ın yerini tutmaz/tutamaz. Nitekim وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْإِسْلَامِ دِينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ “Kim, İslâm’dan başka bir din, bir sistem ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir anlayış) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/85.) âyet-i kerimesi açık ve net olarak bu hakikati ifade etmektedir. Evet İslâm dışında gidilen yolların hepsi merduttur ve hiçbirinin nezd-i ulûhiyette makbuliyeti de söz konusu değildir.

2. اَلنَّاسُ kelimesiyle ifade edilen o maruf insanlar sahabe-i kiram’dır. “Mutlak zikir, kemaline masruftur.” prensibinden hareketle “insanlar” denince, en kâmil mânâda insan olan ashab akla gelmektedir. Binaenaleyh burada sanki münafıklara “Siz sahabe-i kiram gibi iman edin.” denilmektedir. Bu ifade, o devrin münafıklarına, inanma mevzuunda örnek olarak uyulması gerekenlerin sahabeler olduğunu anlattığı gibi aynı zamanda, ondan sonra gelecek kimseler için de “sahabenin imanının daima örnek bir iman” olduğunu anlatmaktadır.

292