İçeriğe geç

Müellifimiz, Bakara Sûresi’nin tefsirine başlarken önce “Sûreye İcmalî Bir Bakış” başlığı ile sûre-i şerifenin muhtevası ve genel yapısı, içerdiği akaid, ibadet, ahlâk, hukuk, muamelât, ukûbât ahkâmı hakkında bilgiler vererek onun, Kur’ân’ın uzunca bir hulâsası olduğunu bildirir. Bakara Sûresi’ni izleyen sûrelerin, bu sûredeki muayyen konuları ayrıntılı bir şekilde ele aldıklarını söyleyerek, sûreler arası tenâsüp konusunda dikkate değer bir not düşmektedir.[8] Onun ayrıntıya girmediği bu tespitini ben sadece M. Reşid Rıza’nın (ö. 1935) yaptığını biliyorum.[9]

Âyetleri tek tek tefsir etmekle beraber onların pencere açtığı geniş perspektiflere de baktırır. Aşağıda bazı âyetlerdeki cüz’î hadiselerden küllî kaideler çıkarmasına örnekler vereceğiz.

“Hazreti İbrahim’in (aleyhisselâm) tevhid inancı, bütün monoteist dinlerin atasıdır.” esası. Daha önceki semavî kitaplara inanmalarından ötürü Ehl-i Kitap’la ortak bir zemin belirleme, Mezopotamya’dan Filistin’e yerleşip oğlu Hazreti İshak vasıtasıyla Yahudilerin atası olan Hazreti İbrahim’in (aleyhisselâm) aynı zamanda Mekke’de Kâbe’yi bina edip, öteki oğlu Hazreti İsmail vasıtasıyla da Arapların ve tüm Müslümanların ceddi olmasını hatırlatarak Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanların tevhidin sembolü olan aynı babanın evlatları olduğunu bildirir. Böylece Kur’ân, irşad ve tebliğ adına ayrı bir menfez açar.[10]

“Dürüstlük bulmak isteyen kimse, dürüst olmalıdır.” kaidesi. “Ey İsrail’in evlatları! Size ihsan ettiğim nimetlerimi düşünün. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki Ben de size karşı ahdimi yerine getireyim ve yalnız Ben’den korkun!” (Bakara sûresi, 2/40) âyetinde Cenab-ı Allah, Kendisiyle bütün kulları arasında bir sözleşme bulunduğunu bildirmiş olmaktadır.[11]

5