Müellif, kitabına i’câz hakkında “Dar Bir Açıdan Bir Kez Daha Kur’ân” başlıklı bir giriş ile başlar (s.25-40). Îcâz, yani veciz, özlü ifade i’câzın pek önemli bir kısmı olması itibarıyla burada îcâz-ı kısar ve îcâz-ı hazf nevilerini Kur’ân’dan birçok örnekle açıklar. Birinci nev’e misallerden şunları zikredelim:
خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ“Sen her zaman af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerle uğraşmaktan uzak dur!” (A’râf sûresi, 7/199)
Veciz İhlas Sûresi’nin üç müspet, üç menfi cümleden oluştuğunu, bu altı cümle ile altı mertebe tevhidi ilan ile o miktarda da şirk çeşitlerini reddettiğini yazar. Bu bilgiyi, kendisinden iktibas etmesi vesilesi ile Bediüzzaman’ın İşârâtü’l-İ’câz eserinin Kur’ân belâgatı açısından mutlaka okunması gereken bir şaheser olduğunu yazar.[1]
وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيَاةٌ يَۤا أُولِي الْأَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ “Kısasta sizin için hayat vardır.” (Bakara sûresi, 2/179)
âyetindeki îcâz özelliklerini, Arap edebiyatındaki en meşhur örnek olan اَلْقَتْلُ أَنْفٰى لِلْقَتْلِ “Öldürmek, öldürmeyi ortadan kaldırır.” ile karşılaştırıp Kur’ân ifadesinin üstünlüklerini gösterir.[2]