İçeriğe geç

Peygamberlere ait kıssaların Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) teselli ettiğine dair şöyle bir misal daha verebiliriz: Ashabdan 70 kişi Bi’r-i Maûne ismi verilen yerde ihanete uğramış ve şehit edilmişti. Nebiler Efendisi bu durumdan çok müteessir olmuş ve Cenâb-ı Hakk’ın kapısına özel teveccühte bulunmuştu. Cenâb-ı Hak da O’na (sallallâhu aleyhi ve sellem), eskiden beri devam edegelen âdet-i sübhaniyesini, “Yoksa siz, daha önce geçmiş ümmetlerin başlarına gelen durumlara maruz kalmadan Cennet’e gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle ezici mihnetlere, öyle zorluklara, öyle sıkıntı, hastalık ve baskılara dûçâr oldular, öyle şiddetle sarsıldı ve ırgalandılar ki, peygamber ile yanındaki mü’minler bile ‘Allah’ın vaad ettiği yardım ne zaman yetişecek?’ diyecek duruma geldiler. İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.”21 diyerek hatırlatmıştı.22

Âyet-i kerimede, önceki milletlerin maruz kaldıkları sıkıntı ve zorluklar artık son kerteye gelip de sebepler bütünüyle devreden çıkınca Allah’ın yardımının geldiği ifade edilir. Evet, işte bu noktada Efendimiz’e (aleyhissalâtü vesselâm), beklenen zafer ve yardımın bir kısım sıkıntı ve mahrumiyetlerden sonra elde edileceği bildirilir.

45