Bütün bu sorular karşısında Ensar topluca “Evet, evet, minnet Allah’a ve Resûlü’nedir!” der ve “Şimdi herkes evine, deveyle, koyunla dönerken, siz evlerinize Resûlullah’la dönmek istemez misiniz?” hitabını duyunca hepsi gözyaşlarına boğulur. Böylece o fitnenin de önü alınır. Dikkat ederseniz burada kusurlu kişiler öne çıkartılıp da bizzat onlar hırpalanmamış, mesele umuma anlatılmıştır.
Allah Resûlü hamlelerine devam eder: “Eğer Allah beni muhacir yaratmasaydı Ensar’dan biri olmayı arzu ederdim. Eğer bütün insanlık bir vadiye, Ensar bir vadiye gitse, ben Ensar’ın vadisine giderim.”178
Evet, görüldüğü gibi Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), kusurları o kadar rahatlıkla izale ediyor ki, bundan hiç kimse rahatsız olmuyordu. Ancak kusurlular, hayatlarının sonuna kadar nedamet duyuyorlardı.
Öyleyse kusur ve kabahatlerin giderilmesinde Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yoluna müracaat etmek lâzımdır. Şayet biz etrafımızı kırıp geçiriyor ve küstürüyorsak, bu durum Muhammedî olamayışımızdan kaynaklanmaktadır. Allah affetsin!
Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Allah Resûlü, neden Ensar’dan olan herkesin gelmesini istedi de Muhacirler’in gelmesini özellikle istemedi?
Ensar’ın hepsinin gelmesini istedi zira bu mesele Ensar arasında yayılmıştı. Eğer herkes gelmeseydi, ihtimal ki o söylentiyi çıkaranlardan bazıları dışarıda kalabilirdi. Bu kimseler daha sonra, Efendimiz’in anlatacağı şeyleri başkalarından naklen duysalar bile, sözü lâl ü güher gibi onların gönlünde yer edemez ve o ukdeyi içlerinden atamayabilirlerdi.