İçeriğe geç

O devir, bu tür bir hassasiyeti gerektiriyordu. Müşrik ana-babaların dahi kırılmaması için gayret ediliyor fakat yoldan ve davadan hiç taviz verilmiyordu. Bugün kızıyla-erkeğiyle bizler de hizmetin bütün ağırlığı ile omuzlarımıza yüklendiği bir devirde yaşıyoruz. Cenâb-ı Hak bu nesli pâyidâr kılsın! Fakat bu meseleyi anne-babayı kırma sebebi yapmamalıyız. Unutmamalıyız ki, müşrik dahi olsalar, Kur’ân-ı Kerim bizi onlara karşı saygıya davet ediyor: “Dünyada onlara iyilikle muamelede bulun.” buyuruyor.168

Anne ve babaya itaatte çok titiz davranmak, onlarla muamelelerimizde sürekli güler yüzlü olmak en temel vazifemizdir. Fıtratı ve şefkati itibarıyla hiçbir anne -hizmet için bile olsa- evladından ayrı kalmayı istemez. Ancak bir yerde fedakârlık isteyen bir hizmet sahası ve koşturan insanlar varsa, orada durmak olmaz. Aksi bir durum, hizmete ve hizmet eden arkadaşlara ihanet olur. Bu iki noktadan birinde tercih yapmak durumunda kalan insan, annesinin elini öperek, dualarını dilemeli, ayrılırken ayaklarına kapanarak, gözyaşı dökmeli ve: “Ben, senin şu ayaklarını gururla öpüyorum. Çünkü Efendim, “Cennet anaların ayakları altındadır” buyuruyor.169 Ama inşallah ahirette seni güldürecek ve seni Resûlullah’ın huzurunda hoşnut edecek bir evladın olacağım.” diyerek, meramını anlatmalıdır. Çünkü Allah hakkından sonra en büyük hak, anne-baba hakkıdır. “Rabbin şöyle hükmetti: Allah’tan başkasına ibadet etmeyin; anne ve babaya güzel muamelede bulunun.”170 Ben şahsen, âyetin bu ikazı karşısında hep tir tir titremişimdir.

213