İyi yaşamış mısın? İyi ölmüş müsün? İyi dirilebilecek misin? Livâü’l-Hamd’in yolunu bulabilecek misin? Kevser’in başına ulaşabilecek misin? Efendimiz seni uzaktan görüp, tanıyacak mı? Senin ahiretteki durumun, bu sorulara ve daha başkalarına vereceğin cevaba bağlıdır. Zira Allah Resûlü: “Ben benimkileri tanırım.” buyuruyor. Nasıl tanıyacağı sorulunca da “Sizin alnı beyaz, ayakları sekili atı, yüzlerce ve binlercesi arasından tanıdığınız gibi ben de benimkileri abdest azalarından tanırım.” cevabını verir.8 Allah Resûlü sizi, alnınızdaki سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَرِ السُّجُودِ9 âyetiyle mühürlenen damgadan tanıyacaktır.
Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh), kollarını omuzlarına kadar yıkıyordu. Kendisine niçin böyle yaptığı sorulunca da: “Abdest azalarının nurunu artırmak istediğim için.”10 cevabını veriyordu. İşte bu, selim bir kalbe sahip olmanın tezahürüydü.
1Müslim, müsafirûn 139; İbn Mâce, ahkâm 14; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 6/91.
2Buhârî, îmân 4, 5; Müslim, îmân 64-65.
3Şuarâ sûresi, 26/89; Sâffât sûresi, 37/84.
4Şuarâ sûresi, 26/83-89.
5Sâffât sûresi, 37/84.
6et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 9/40; İbn Hacer, el-İsâbe 7/237-240.
7Şuarâ sûresi, 26/88-89.
8Müslim, tahâret 39; Nesâî, tahâret 110.
9“Onların alâmeti, yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır.” (Fetih sûresi, 48/29)
10Müslim, tahâret 40; Nesâî, tahâret 110.