İçeriğe geç

İşte bu, Hassan b. Sabit adına tahdis-i nimettir. Bunlar, Allah’ın, Peygamberine emretmiş olduğu: وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ Yani “Habibim! Sen, Rabbinin nimetini dile getir!”6 emrine tam muvafıktır. Hani şeytan gibi bir kadın olan (Ümmü Cemil) dedi ki: “Muhammed’in -hâşâ!- şeytanı artık gelmiyor.”7 Allah Resûlü’nü teselli için buyruldu ki, مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰى وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولٰى Yani “Rabbin seni kat’iyen terk etmedi. Ve Rabbin sana darılmadı, arkasını dönmedi, göreceksin Habibim, çok yakın bir gelecekte, bugüne göre yarın, dünyaya göre ahiret, senin için daha hayırlı olacak.”8

Bir gün geldi ki, insanlığın beşte biri ve arzın yarısı O’nun getirdiği hidayet hediyesiyle serfiraz oldu. O muhteşem hidayetle şahlandı, küre-i arzın her tarafında minareler dikildi, çil çil kubbeler inşa edildi. Her gün 5 defa ezan-ı Muhammedî yeryüzünde ilân edilir oldu. Yerin bir diliminde biterken öbür diliminde sürekli “Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah!” sözü çınladı durdu. Her tarafta Ruh-u Revan-i Muhammedî şehbal açtı ve dalgalandı.

94