İşte bu mânâda, Rabbimiz’in, başımızın üzerinde olan ikramlarını söylemede beis yoktur; hatta çok defa onları gizlemek belki nankörlük olur. Bu noktada Üstad Bediüzzaman Hazretleri yazdığı kitaplar için “Avazım çıktığı kadar bağırıp diyecektim: Yazılan sözler güzeldir, ama benim değildir, çünkü onlar Kur’ân’ın bağrında çimlenip geliştiler.” diyor. Bunu Hassan b. Sabit’in Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) sena sadedinde söylediği bir sözden iktibâsen alır. اَلّٰلهُمَّ أَيِّدْهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ5 sözüyle teyit edilen koca şâir Hassan b. Sabit, her yanıyla ince ve narin bir şâirdir.. onun için Nebiler Nebisi, İslâmiyet’i medh ü sena ettiği, göklere çıkardığı, Kur’ân’ı müdafaada bulunduğu ve o büyüleyici sözleriyle müşriklerin kuvve-i mâneviyesini kırdığı için Mescid-i Nebevi’de kürsü tahsis ederdi. İşte, kendisi için kürsü konulan bu Hassan b. Sabit o kılıçtan daha keskin sözleriyle kâfirlerin başlarına darbeler indirir ve mü’minleri sevindirirdi. Bir kere de şöyle demişti:
Yani “Ben güzel söz söylüyorum ve bu sözlerimle Hz. Muhammed’i medhediyorum zannetmeyiniz. Benim perişan ve derbeder sözlerim, O’nun medhine dair mevzular içine girdiğinden dolayı güzellik kazanıyor.”