Bu taşta belli sırlar vardır. Bizim bilemediğimiz ince hikmetler saklıdır. Efendimiz, onun kıyamet günü şahitlikte bulunacağını beyan ediyorlar.7 Bu nasıl olacaktır? Bugün bu meseleyi ilmî tahlillerle ispat edemeyebiliriz. Bugünün tekniği, bunu anlamaya yeterli olmayabilir. Fakat benzeri gördüğümüz öyle harikalar var ki hepsi de bu mevzuda bizim düşüncemizi teyit etmektedir. Meselâ, cansız ve camid maddelerden bir araya getirilen şu insanın konuşması nasıl bir harikulâde ise, Hacerü’l-es’ad’ın şahitlik yapması da öyle bir harikadır. Esas itibarıyla öyledir, fakat ülfet ve alışkanlık, bize, insandaki bu harikulâdeliği unutturmuş bulunuyor. Nasıl insanda hafıza kuvvesi var ve nice malumat orada muhafaza ediliyor, öyle de Cenâb-ı Hakk’ın yaratmasıyla Hacerü’l-es’ad’da da böyle bir durumun olması gayet normaldir. O binlerce video bandı gibi, bütün kendisini istilâm edenlerin resim ve seslerini kaydedebilir ve bunlar öbür âlemde birer şahit hüviyetini alabilirler.
İşin mahiyeti ne şekilde ve nasıl olursa olsun, bizim için mühim değildir. Oraya bir tahta parçası konulsaydı ve Hacerü’l-es’ad’a verilen kudsiyet ona verilseydi biz onu da aynı saygı ve hürmetle istilâm eder ve bu taşa karşı yaptığımız aynı şeyleri bu defa ona karşı yapardık. Zira biz neticeyi hep Rabbimiz’e dayandırıyor ve esasen bekleneni O’nun engin rahmetinden ve her şeyi de O’nun muhit ilim ve kudretinden bekliyoruz.
Hz. Ömer, onu öperken “Ey taş biliyorum ki, sen bir taşsın, ne fayda ne de zarar verebilirsin. Eğer Allah Resûlü’nün seni öptüğünü görmeseydim seni asla öpmezdim.”8 der. Arkasında duran Hz. Ali’nin: “Yâ Ömer! Onda saklı sırları bilseydin şimdi ona böyle seslenmezdin!” mukabelesinde bulunduğu rivayet edilir.9
Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.
Dipnotlar
- 7 Tirmizî, hac 111; İbn Mâce, menasik 27.
- 8 Buhârî, hac 50; Müslim, hac 248-251.
- 9 ez-Zeylaî, Nasbu’r-râye 3/38; el-Kazvînî, et-Tedvin fî ahbari Kazvîn 3/150.