Sorulduğu için misali de o mevzudan seçmek durumundayım. Meselâ, bizim yeme, içme ve evlerimizin nizam ve tefrişiyle alâkalı bütün yönler, tatbikî şekliyle bize gösterilmiş durumdadır. Allah Resûlü, bir hasır üstünde yatıyor ve yattığı bu hasır O’nun mübarek teninde iz bırakıyordu.1 Hz. Ebû Bekir kendisine takdim edilen bir bardak soğuk suyu içtikten sonra, hıçkırıklarını tutamayıp ağlıyor ve kendisine niçin ağladığını soranlara, bütün nimetlerden hesaba çekileceğini hatırladığını söylüyordu.2 Büyük Ömer, kızı tarafından daha güzel bir elbise giymesi teklifiyle karşılaşınca, Peygamber hanımı demeden Hafsa Validemize şiddetli sitem ediyordu.3 Binlerce misalleriyle günümüze kadar gelen böyle bir hayat felsefesi, Asrımızın Dertlisi, dertlileri ve yolundakilerle son bir kere daha, tam bir dünya-ukbâ muvazenesi, ruh-beden dengesi temsil ediliyor ve bir kere daha hatırlatılıyordu…
Bize gelince, bütünüyle bu sadeliği içimize sindirdiğimiz söylenemez. Yadırganmama ölçüsünü muhafaza edip koruma en son taviz noktası olması gerekirken, meselenin başlangıcında bu ölçü kullanılıyor. Bazen yanılıyor ve bunların, muhatabımıza müspet yönde tesir edeceğini zannediyoruz. Hâlbuki bizim sadeliğimiz, hasbîliğimizin en büyük şahidi durumundadır ve muhatabımıza da tesir edecek odur. Ben hiç beklemediğim ve öyle değerlendireceğini tahmin etmediğim birisinin, entel tabakaya mensup insanlar içinde “Bu arkadaşa itimat edin, güvenin. Çünkü ben onun evinde sadece bir hasır gördüm ve ortası da delikti.” dediğini ve itimadına onun evindeki hasırı delil gösterdiğini müşâhede etmiştim. Sınır tanımayan lüks ve debdebeye bütünüyle yetişmemiz mümkün olmadığı gibi, o yolla hizmetimize kazandıracağımız bir şey de olacağını tahmin etmiyorum. Sadece mazeret olarak, o da belli bir devreye kadar yadırganmama ölçüsünü kullanabiliriz ki, daha ötesini tecviz etmek mümkün değildir.
Dipnotlar
- 1 Buhârî, tefsiru sûre (66) 2; Müslim, talâk 31.
- 2 Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 1/30.
- 3 el-Hâkim, el-Müstedrek 1/211; İshak İbn Râhûye, el-Müsned 1/196; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/79; İbnü’l-Mübarek, ez-Zühd 1/201; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 1/49.