İçeriğe geç

Fedakâr çocuk doğruca annesine gidiyor, “Dayımın bize hep okuduğu Risale-i Nurları getirdim. Bunları alacaklarmış. Ben onların haberi olmadan, başka mektupları, kitapları karıştırırlarken aldım, çantama koydum. Bunları iyice bir yerde muhafaza ediniz. Ben bu kitapların okunmasını çok seviyorum. Dayım bize okuyordu, o okurken ben başka bir hal hissediyordum.” diyor ve okula dönüyor. Bu sayede Elmas, Cevher, Nurlar ele geçmemiş oluyor.

Bu bir keramet, Kur’an’ın bir mucizesi değil de nedir? Acaba bu fazilet, bu lezzet, bu Elmas ve Cevher, telif edilen hangi eserde vardır? Bu Elmas, Cevher, Nurlar şimdiye kadar hangi zâtın ağzından dökülmüştür? Ben de bu Elmas, Cevher, Nurlar için değil hapis, her an, her dakika, her fedakârlığı memnuniyetle kabul ederim. Benden sonra bu Elmas, Cevher, Nurlar yolunda evladım Emin de bütün hayatını sarf etmeye hazırdır.

İşte bu Elmas, Cevher, Nur’un anlatacağım ikinci kerametiyle, üç ve sekiz yaş arasındaki akrabalarımın ve evladımın Elmas, Cevher, Nurlar için hayatlarını hiç düşünmeden feda edeceklerini ispatlarım. Çünkü bu Elmas, Cevher, Nur’u okurken hepsi başıma toplandı. Onları sevdim, birer çay verdim ve onlara okumaya başladım. Hepsi birden “Bu nedir? Bu nasıl bir yazıdır?” diye sordular. Dedim ki: “Bu Elmas, Cevher, Nur’dur!” ve okumaya devam ettim.

Onuncu Söz’ü okurken saatler geçmiş. Çocuklar meraklarından, anlayamadıkları zaman hemen bendenize soruyorlardı. Ben Elmas, Cevher, Nur’u onların anlayabileceği şekilde izah ederken yüzleri renk renk oluyor ve güzelleşiyordu. Bendeniz de onların yüzüne baktıkça hepsinde ayrı ayrı, nurlu birer Said görüyordum. “Nur hangisi, Cevher hangisi, Elmas hangisi?” diye sorduklarında, “Nur, bunu okumaktır. Bakın, sizde bir güzellik meydana geldi.” dedim. Onlar da birbirlerinin yüzüne baktı ve tasdik ettiler. “Ya elmas nedir?” diye sorduklarında, “Bu sözleri yazmaktır. Yazdığınız zaman sizin yazılarınız elmas gibi kıymetli olur.” dedim, yine tasdik ettiler. “Ya cevher nedir?” sorusuna, “İşte o da, bu kitaptan aldığınız imandır.” diye cevap verdim. Hepsi birden şehadet getirdiler. Bu sohbette üç-dört saat geçmiş, bendeniz farkına varmadım.

380