Baktım ki, gece âlemi, dünyanın yeni açılmış bir menzili gibidir. Yatsı namazında o âleme girdim. Hayalin fevkalâde genişlemesinden ve insanın mahiyetinin bütün dünya ile alâkadarlığından, koca dünyayı o gecede bir menzil gibi gördüm. Canlılar ve insanlar o kadar küçüldüler ki, görünmeyecek dereceye geldiler. Yalnızca o menzili şenlendiren, bir dost meclisi haline getiren ve nurlandıran Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) manevî şahsiyeti hayalen görünüyordu. Yeni bir mekâna giren bir insanın oradakilere selam vermesi gibi, içimde “Binlerce selam sana ya Resûlallah!” demek için coşkun bir arzu duydum. Âdeta, sana “Bütün insanlar ve cinler sayısınca selam ediyorum, biatimi tazeliyorum, peygamberliğini kabul ediyorum, getirdiğin kanunlara itaatimi, emirlerine teslimiyetimi ve hürmetsizliğimizden selamet bulacağını selam ile bildiriyorum.” mânalarıyla dünyamın eczaları, şuur sahibi varlıkları olan bütün cinleri ve insanları konuşturup her biri adına bir selam arz ettim.
Getirdiği o nur ve hediyeyle benim dünyamı nurlandırdığı gibi, herkesin dünyasını aydınlatıyor, nimetlendiriyor diye o hediyesine şükürle karşılık olarak, “Sana binlerce salâvat insin!” dedim. Yani, “Biz senin bu iyiliğinin tam karşılığını veremiyoruz, Hâlık’ımızın rahmet hazinesinden gelen, gök ehli sayısınca rahmetin Sana inmesini niyaz ederek şükranımızı gösteriyoruz.” mânâsını hayalen hissettim.
Zât-ı Ahmediye (aleyhissalâtü vesselam) kulluğu itibarı ile halktan Hakk’a yönelmesi bakımından rahmet mânâsındaki salâtı; peygamberliği yönüyle ise Hak’tan halka elçiliği unvanıyla selam ister. Madem cinler ve insanlar sayısınca selama lâyıktır ve biz de cinler ve insanlar sayısınca umumi biatimizi yenileyip ona sunuyoruz. Aynen
Dipnotlar
- Bir mekâna girildiğinde orada bulunanlara selam verilmesini tavsiye buyuran ayet-i kerime ve hadis-i şerif için bkz. Nûr sûresi, 24/27; el-Hâkim, el-Müstedrek 2/436; el- Beyhakî, Şuabü’l-Îmân 6/507.
- Haşiye: Zât-ı Ahmediye’ye (aleyhissalâtü vesselam) gelen rahmet, bütün ümmetin ebedî ihtiyaçlarına bakıyor. Bu sebeple sonsuz salât yerindedir. Acaba bir insan, dünya gibi büyük, gaflet karanlığı içindeki, korku veren ıssız bir eve girse; ne kadar dehşete kapılır, korkar, telaş eder. Ve birden o evi nurlandırarak Enîs, Mûnis, Habîb, Mahbûb bir Yaver-i Ekrem kapıda görünüp o evin Mâlik-i Rahîm-i Kerîm’ini evin her eşyasıyla tarif edip tanıtsa ne kadar sevinç, ünsiyet, ışık ve ferah verir, kıyaslayınız. Zât-ı Risalete salâvatın kıymetini ve lezzetini takdir ediniz!