İçeriğe geç

Muhyiddin İbni Arabî demiştir ki: “Bizden olmayan ve makamımızı bilmeyen, kitaplarımızı okumasın, zarar görür.” Evet, bu zamanda Muhyiddin’in kitaplarını, bilhassa vahdet-i vücuda dair meselelerini okumak zararlıdır.

Said Nursî

***

بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Gelecek endişesi ve âkıbeti gören bir dürbünle, gayet şaşaalı bir gece bayramında, hapishane penceresinden insanların ağlanacak hallerine gülmelerine bakarken hayalimde görünen bir vaziyeti beyan ediyorum. Sinemada, eskiden yaşamış olup şimdi kabristanda yatanların hayattaki halleri göründüğü gibi, yakın bir gelecekte mezara gireceklerin ayakta gezen cenazelerini görmüş gibi oldum. O gülenlere ağladım. Birden içime bir ürperti, bir acıma hissi geldi. Aklıma döndüm, hakikate sordum: “Bu hayal nedir?” Hakikat cevap verdi:

“Elli sene sonra, tam bir neşeyle gülen ve eğlenen bu zavallıların ellisinden beşi, beli bükülmüş yetmiş yaşında ihtiyarlar haline gelecek; kırk beşi ise mezarda çürümüş olacaklar. Bu güzel simalar, bu neşeli gülmeler, tersine dönecek. كُلُّ اٰتٍ قَرِيبٌ kaidesiyle, madem yakında gelecek şeylerin gelmiş gibi görülmesi bir derece hakikattir, elbette gördüğün hayal değildir.”

Madem dünyanın gaflet veren gülmeleri, böyle ağlanacak acı hallerin perdesidir, geçicidir ve yokluğa mahkûmdur; elbette biçare insanların ebediyete arzu duyan kalbini ve bekâya âşık ruhunu güldürecek, sevindirecek olan; meşru dairede, şükrederek, Allah’ın huzurundaymış gibi yapılan, gafletsiz, masum eğlenceler ve sevabıyla bâki kalan sevinçlerdir. Bu sebeple bayramlarda, gafletin kuşatmasıyla gayrimeşru daireye sapmamak için rivayetlerde Allah’ı zikretmeye ve şükre çok büyük teşvik var. Ta ki, Cenâb-ı Hak

376