mümkün olur. İşte hapsimiz sayesinde dikkatler Nurlara çekilir, hapis bir ilan hükmüne geçer. En inatçı veya muhtaç olanlar onu bulur, imanını kurtarır, inadı kırılır, tehlikeden kurtulur ve Nur’un dershanesi genişler.
Üçüncü hikmet ve fayda: Hapse giren Nur talebeleri birbirlerinin hallerinden, karakterlerinden, ihlâs ve fedakârlıklarından ders almakla beraber, Nur hizmetinde dünyevî menfaatleri de aramazlar.
Evet, Medrese-i Yusufiye’de, pek çok emareyle, her sıkıntı ve zahmetin on, belki yüz misli maddî ve manevî fayda sağladığını, güzel neticeler verdiğini, imana büyük ve hâlis hizmetleri gözleriyle gördüklerinden tam ihlâsa erişir, daha küçük ve hususi menfaatlere tenezzül etmezler.
Bu çilehanelerin bana mahsus bir letafeti ve hüzünlü fakat tatlı bir yönü daha var. Şöyle ki:
Ben gençliğimde bizim memleketteki eski medresede gördüğüm vaziyetin aynısına şahit oluyorum. Çünkü doğu illerinde eski âdette medrese talebelerinin bir kısmının yiyecekleri dışarıdan geliyordu. Bazı medreselerin ise içinde pişiriliyordu. Ve daha kaç yönden bu çilehaneye benziyorlardı... Ben de lezzetli bir hasret içinde buraya baktıkça gençliğimdeki o eski ve şirin zamana hayalen gidiyor ve ihtiyarlığın sıkıntılarını unutuyorum.
Yirmi Altıncı Lem’a’nın Zeyli
Yirmi Birinci Mektup olup Mektubat’a dâhil edildiğinden buraya alınmadı.