verilmişken, insan o sevgiyi kötüye kullanarak dünyanın fâni, çirkin, zararlı, gafletli yüzüne karşı sarf ettiğinden, حُبُّ الدُّنْيَا رَأْسُ كُلِّ خَطِيئَةٍ hadis-i şerifinin sırrını göstermiştir.
İşte, ey ihtiyarlar! Ben Kur’an-ı Hakîm’in nuruyla, ihtiyarlığımın ikazıyla ve imanın gözümü açmasıyla bu hakikati gördüm ve birçok risalede kesin delillerle ispat ettim. Kendim için hakiki bir teselli, kuvvetli bir ümit, parlak bir ışık buldum ve ihtiyarlığıma memnun oldum, gençliğin gitmesinden sevinç duydum. Siz de ağlamayınız, şükrediniz. Madem iman var ve hakikat böyledir, gafiller ve dalâlet yolundakiler ağlasın.
Dokuzuncu Ümit
Birinci Dünya Savaşı’nda, Rusya’nın kuzeydoğusundaki çok uzak olan Kosturma vilâyetinde esaret altında bulunuyordum. Orada meşhur Volga Nehri’nin kenarında Tatarların küçük bir camisi vardı. Arkadaşlarım olan esir subayların içinde sıkılıyordum. Yalnız kalmak istedim, fakat dışarıda izinsiz gezemiyordum. Tatar mahallesi, beni kefaletle Volga Nehri’nin kenarındaki o küçük camiye aldı.
Camide yalnız yatıyordum. Bahar da yakındı… O kuzey kıtasının çok uzun gecelerinde saatlerce uyanık kalıyordum. O karanlık gecelerde ve gurbette, Volga Nehri’nin hazin şırıltıları, yağmurun dokunaklı şıpıltıları ve rüzgârın ayrılığı hatırlatarak esmesi, beni derin gaflet uykusundan bir süreliğine uyandırdı. Gerçi henüz kendimi ihtiyar bilmiyordum, fakat Dünya Savaşı’nı gören ihtiyardır. Âdeta يَوْمًا يَجْعَلُ الْوِلْدَانَ شِيبًا sırrına mazhar öyle günlerdi ki, çocukları ihtiyarlatması yönüyle, kırk yaşındayken kendimi seksen yaşında gibi bir halde buldum. Karanlık, uzun bir gece, hüzünlü gurbette hayata ve vatana dair bir ümitsizlik hissettim. Aczime, yalnızlığıma baktım, ümidim kesildi. İşte o haldeyken Kur’an-ı Hakîm’den yardım geldi; dilim حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ dedi, kalbim de ağlayarak şu mısraları söyledi:
Dipnotlar
- “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır.” Bkz. el-Beyhakî, Şuabü’l-Îmân 7/338; el- Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb 3/178; es-Suyûtî, et-Tedrîbü’r-Râvî s. 287; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 1/496.
- “Dehşetinden çocukları birden ak saçlı ihtiyarlara çevirecek o gün...” (Müzzemmil sûresi, 73/17).
- “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!” (Âl-i İmran sûresi, 3/173).