vermiştim: “Bundan sonra ömrümü mağaralarda geçireceğim. Siyasi hayattan ve toplum hayatından sıyrılacağım. Artık bunlara karıştığım yeter.” Derken, hem Allah’ın inayeti hem de kaderin adaleti tecelli etti. Kararımdan ve arzumdan çok daha hayırlı bir şekilde, ihtiyarlığıma merhamet göstererek o tasavvur ettiğim mağaraları hapishanelere, inzivalara, yalnızlık içinde çilehanelere ve mutlak tecrit menzillerine çevirdi. Riyazet ehlinin ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok ötesinde “Yusufiye Medreseleri”ni ve vaktimizi ziyan etmemek için tecrit koğuşlarını bize verdi. Hem mağaraların ahirete ait faydalarını, hem de iman ve Kur’an hakikatleri için cihad hizmetini ihsan etti. Hatta ben, arkadaşlarımın beraatlarından sonra kendimi bir suç işlemişim gibi gösterip hapiste kalayım diye azmetmiştim. Hüsrev ve Feyzi gibi bekârlar yanımda dursun, bir bahane ile insanlarla görüşmemek, vaktimi lüzumsuz sohbetlerle, gösteriş ve kendini beğenme ile geçirmemek için tecrit koğuşunda bulunayım, diyordum. Fakat kader-i ilahî ve kısmetimiz, bizi başka bir çilehaneye sevk etti. اَلْخَيْرُ فِي مَا اخْتَارَهُ اللّٰهُ ve وَعَسٰٓى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ sırrıyla, ihtiyarlığıma merhametle ve iman hizmetinde daha çok çalıştırmak için irademizin ve kudretimizin dışında bize bu üçüncü Medrese-i Yusufiye’de vazife verildi.
Evet, Allah’ın inayetinin ihtiyarlığıma merhamet edip, kuvvetli ve gizli düşmanı bulunmayan gençliğime mahsus mağaralarımı hapishanenin şahsî tecrit hücrelerine çevirmesinde “üç hikmet” ve Risale-i Nur hizmetine dair “üç mühim fayda” var:
Birinci hikmet ve fayda: Nur talebelerinin bu zamanda zarar görmeden toplanmaları, Medrese-i Yusufiye’de mümkün olur. Çünkü dışarıda birbirini görüp sohbet etmek masraflıdır ve şüphe çeker. Hatta benimle görüşmek için bazıları kırk elli lira harcayarak gelip ya yirmi dakika görüşür ya da hiç görüşemeden döner giderdi. Ben bazı kardeşlerimi yakından görmek için hapsin zahmetini severek kabul ederdim. Demek ki, hapis bizim için bir nimet, bir rahmettir.
İkinci hikmet ve fayda: Bu zamanda Nurlarla iman hizmeti, onu her tarafta ilan etmek ve muhtaç olanların dikkatini çekmekle
Dipnotlar
- “Allah’ın kullarını sevk ettiği ve onlar için seçtiği her şeyde hayır vardır.” (Bkz. el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 1/478).
- “Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlıdır.” (Bakara sûresi, 2/216).